bize, kurbanlar adına bağışlamaya-hayır (nan-pardon) görevinden bahseder. Bağışlama olanaksızdır. Bağışlama olmamalıdır. Bağışlama gerekli değildir. Bağışlamamak gerekir. "Olanaksız"ın ne demek olabileceğini ve bağışlamanın olanağının -tabii böyle bir şey varsa- tam da "olanaksız olan"ın sınamasıyla ölçülüp ölçülmediğini kendimize tekrar tekrar sormamız gerekecektir. Olanaksız, der bize kısaca Jankelevitch, ölüm kamplarında olup bitenler için bağışlama budur. "Bağışlama," der Jankelevitch, "ölüm kamplarında ölmüştür."
“Claire, ya Kierkegard haklıysa?”
"Nasıl yani?”
“Ya Tanrı kavranabilecek değil de yalnızca inanılacak bir varlıksa?”
“Bu çok absürd, ama...”
“Bu kadar akılcı olma”
“Kimse akılcı olmuyor, Kayzer” Bir sigara yaktı. “Ontolojik olmayı bırak. Şimdi olmaz. Bu saatten sonra ontolojikliği kaldıramam”