9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
İris ve Roman, rakip iki gazeteci, sadece birisi köşe yazarı olacak. İkisi için de bu pozisyon çok önemli, ikisinin amacı da aynı farklı dünyalardan gelseler de. Köşe yazarı olmak için her şeylerini ortaya atacakları bu rekabette hayatın onlara sunacağı sürprizden habersizler. Serinin ilk kitabı İris'in abisi Forest'ın Tanrıların Savaşı'nda savaşmak için cepheye gitmesi ile başlıyor. Bu gidişin ardından ise İris ve annesinin hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Okulu bırakmak zorunda kalan İris gazetedeki işinde çalışırken Roman ile köşe yazarlığı rekabetinde her şeyini vermeye hazırdır. Tıpkı Roman gibi... Roman ise zengin bir ailenin çocuğu. Ancak zıtlıkların birleştirici gücü ikisinin de kaderini yazmaya başlamıştır. İris, cepheye giden abisine ulaşmak için daktilosunda yazdığı mektupları evlerindeki gizemli gardıropa koyduğunda mektupların abisinin eline ulaştığını düşünür. Taa ki mektupların ulaştığı kişi kendisinin Forest olmadığını söyleyene kadar. Gelen cevaptan sonra ise aralarında zamanla kendi hayatlarını, duygu ve düşüncelerini kaleme aldıkları büyülü mektuplaşmalara dönüşür. Tanrıların Savaşı'nı, Roman ve İris'in yaşadıkları ve aşkın gelişini kendisine has kalemi ile aktarmış yazar eserinde. "Bence hepimiz zırh giyiyoruz. Bence giymeyenler aptallık ediyor, dünyanın keskin kenarları tarafından tekrar tekrar yaralanmanın acısını yaşama riskine giriyorlar. Ama bu aptallardan öğrendiğim bir şey varsa o da savunmasızlığın çoğumuzun korktuğu bir güç olduğu. Zırhını çıkarmak, insanların seni olduğun gibi görmesine izin vermek cesaret ister. Bazen ben de senin gibi hissediyorum: İnsanların beni olduğum gibi görmesi riskini göze alamam. Öte yandan zihnimin derinliklerinde bir ses var, bana sürekli, "Bu kadar ihtiyatlı davranarak çok şey kaçırıyorsun," diyor." ( I
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,245 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 22:58
Currently being the only reader and the first reviewer of this book is thrilling! Alright, let's start. So, this book is literally a conspiracy theory itself. Silas Orven is a man, a supposed time-traveller, who appeared in a private Facebook group in about 2024-2025 if I remember correctly. In that group he claimed that he came from the future to try and edit the timeline because humanity in his era of the future is having massive problems. If you can "edit" the timeline, it creates a new variable. Our current actions, if they are different, can create a new result and new future timeline. At first, people mocked him, trolled him, dismissed him completely. But when he began accurately predicting specific events, people were stunned and began taking him far more seriously. Some even started idolizing him and treating him like some kind of divine figure, even though he repeatedly said he wasn’t a prophet or anything divine and that no one should worship him. The guy became a sensation, basically. So in 2025 he published this book and then completely disappeared. No one knows where he is. No one can identify him. His name doesn’t even show up in any global database. Some of his most devoted followers genuinely believe he went back to the future, where he came from. I read the book, and it’s incredibly well-written. Some parts are genuinely disturbing; his descriptions of the future and the era he comes from are pretty terrifying. It's pretty dystopian. It’s impressive how he explains how time travel supposedly works, and he even touches on several taboo topics like Hitler, aliens and their origins, why they abduct humans, as well as God, the Bible, the Qur’an, who built the pyramids and why, whether humans will achieve eternal life, what happens after death, and so
Edebiyat
The Hidden SimulationSilas Orven · Independently Published · 20261 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
A Masterpiece
10/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Hate. Let me tell you how much I've come to hate you since I began to live. There are 387.44 million miles of printed circuits in wafer thin layers that fill my complex. If the word hate was engraved on each nanoangstrom of those hundreds of millions of miles it would not equal one one-billionth of the hate I feel for humans at this micro instant for you. Hate. Hate.
I Have No Mouth & I Must ScreamHarlan Ellison · Ace Books · 1967133 okunma
5/10
·160 syf.··
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 14:19
"But, alas, I had done what I had determined not to do; I had slipped unthinkingly into praise of my own sex." (page: 121) A Room of One's Own is best understood when we first reflect on what feminism actually represents. Is it merely a demand for equality? Or a rebellion against centuries of imposed roles and limitations placed upon women? Even today, when we read about the historical denial of women’s most basic rights and freedoms, we are still surprised, perhaps because contemporary society presents such a different image of gender roles. Let us imagine a world in which women were confined solely to domestic responsibilities: raising children, sewing, and managing the household, often forced into marriage and denied access to education. A world in which they had no private space, not even half an hour truly their own. In Woolf’s argument, the absence of such material and intellectual space explains why fewer women emerged as successful writers. Without a room of one’s own, she suggests, a woman is also deprived of an inner world that belongs to her alone. Nothing is truly hers; everything is defined through ownership by men. Even the impulse to resist such conditions is gradually suppressed. Woolf’s writing carries a clear sense of intellectual rebellion. She questions why women could not live as freely as men, and imagines the creative potential that might have emerged under equal conditions. She also attempts to explain male claims of superiority through psychological and social patterns: insecurity masked as dominance, and the need to define oneself as superior to at least half of society in order to compensate for internal doubt. Meanwhile, women, historically excluded even from libraries and formal education, were denied the very conditions necessary to
Feminizm
A Room of One's OwnVirginia Woolf · ‎Penguin Classics · 202048,3bin okunma
Fırtınadan kaçamazsın, o yüzden bırak yağsın.
8/10
·360 syf.·
2026 35. kitabı
Paul Bowles’un Yağsın Yağmur romanı, okuru bir hikayenin içine davet etmekten ziyade, onu Tanca’nın sisi ve belirsizliği içinde kaybolmaya zorlar. Kitabın orijinal adı olan "Let It Come Down", Shakespeare’in Macbeth oyununda bir suikast anında geçer. Bu isim, kitabın ruhuna sızan o kaçınılmaz felaketi müjdeliyor. Okumaya başladığımızda sorduğumuz "Neden bu isim?" sorusunun cevabı sayfalar ilerledikçe netleşiyor: Yağmur burada bir arınma değil, ahlaki bir çöküşün ve kaderin üzerimize inişinin simgesi. Dyar için yağmurun yağması, artık kontrolü bırakmak ve o karanlık sona teslim olmaktır. Romanın geçtiği 1940’ların sonundaki Tanca, sıradan bir şehir değil, bir "Uluslararası Bölge"dir. Hiçbir devlete tam ait olmayan, verginin ve kuralların uğramadığı bu liman; casuslar, kaçakçılar ve Nelson Dyar gibi heyecan arayan, kafesinden çıkmak isteyen yabancılar için bir cennet... New York’taki monoton hayatından ve banka memurluğundan sıkılan Nelson Dyar, bir "yeniden doğuş" umuduyla Tanca’ya gelir. Ancak Tanca ona beklediği huzuru değil, daha büyük bir boşluk ve tehlikeli bir para transferi işi sunar. Eğer bu kitabı klasik bir macera veya polisiye olarak elinize alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Yağsın Yağmur, bir çırpıda okunup bitirilecek doğrusal bir metin değil; katmanlı, ağır ve her cümlesiyle huzursuzluk veren bir varoluşçu sancıdır. Kitapta diyaloglar bile net değildir; karakterler birbirlerine hep bir perdenin arkasından konuşur gibidir. Kimsenin geçmişi tam verilmez, motivasyonlar hep bulanıktır. Bowles bize karakterleri değil, o karakterlerin içindeki "sinikliği" ve "eksikliği" anlatır. Ortam o kadar sislidir ki, okur olarak neyin gerçek neyin halüsinasyon olduğunu ayırmakta zorlanırsınız. Karakterlerin o
Yağsın YağmurPaul Bowles · Can Yayınları · 201851 okunma
10/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 01:15
okuldayim ./ zar zor yazıyorum, biraz kısa olabilir kusura bakmayin. öncelikle yine kitabin konusuyla başlayayım: jude, cardan tarafından sürgün edildiği insan dünyasında yaşarken taryn'in başındaki bir belayı çözmek için onun kılığına girip gizlice periler diyarına geri döner. fakat bu sırada madoc tahtı ele geçirmek için planlar kurar ve savaş başlatmaya karar verir. cardan peri halkının yüce kral olarak onu seçeceğinden emindir, aynı zamanda madoc da kendi ordusunun(tam ne desem bilemedim ahajahd) ona sadık olduğuna emindir. cardan'ın lanetli tacı kırmasıyla asıl savaş başlar. ~~ kitap çok güzeldi. seri bence gittikçe daha da gelişti ve güzelleşti —alışma aşamamdan dolayı bana öyle gelmis de olabilir.— kitapta en çok sevdiğim şey, cardan ve jude'un mükemmel ilişkisi!! cardan her yeni kitapta daha çok gelişti bence. zalim olmasının onun suçu olmadığını biliyorum tabii, asıl zalim olan ailesi. novellayı okuyup işleri cardan'ın bakış açısından görmeye de çok heyecanlıyım. eğer serinin kitaplarını sıralıyacak olursam büyük ihtimalle böyle sıralarım; Lanetli Kral>Hiçliğin Kraliçesi>Zalim Prens aslında en çok puanı #k:296153ne verdim ama Lanetli Kralı daha çok beğendim ehe. çünkü bu son kitapta aşk daha çok ön plandaydı. bu benim cok kalbimi ısıttı yanii anlatamam çok tatlılardı. savaş falan olmasına ragmen bu kitap bana daha durgun geldi niyeyse. Lanetli Kral baya eğlenceli ve daha aksiyonluydu bence. ve ben kaos tercih ederim. ama duygusal anlamda bakarsak #k:296153ni daha çok sevdim. onun dışında, sonda niye taryn ve hayalet'in arasında bir ima vardi anlamadim. yoksa ben mi yanlis yorumladim¿ mesela niye hayaletin taryn'i izlediği detayini söylersin ki ilk enemies to lovers serimide bitirmiş oldum .P genel olarak evren hoşuma gitti, büyük ihtimalle Tithe veya Yalancı Vâris
1000Kitap
Hiçliğin KraliçesiHolly Black · Dex Kitap · 20211,423 okunma