Selamlarr,
Bu kitap neydi böyle, su gibi aktı gitti. Yazarın oluşturduğu evreni de karakterleri de çok seviyorum. Bu kitapta hikayeye dahil olan Scarlet, Wolf ve Thorne’a da bayıldım. Daha serinin başındayız bu yüzden aralarındaki ilişkiler nasıl gelişecek çok merak ediyorum. İlk kitabın yeri bende ayrı ama bu kitap ilk kitaba göre çok daha akıcıydı, tansiyon hiç düşmedi. Aynı anda hem Scarlet ve Wolf ikilisini, hem Cinder , Thorne ve İko üçlüsünü hem de ara ara Kai’nin yaşadıklarını okuyoruz ve karakterlerin hissettiği her şey bana geçti, ben de onlarla heyecanlandım, gerildim.
Gelelim kitabın konusuna. Çok spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım. Scarlet’in babaannesi kaybolmuştur ve Scarlet te babaannesini bulmaya kararlıdır. Çiftlikteki sebzeleri sattığı bara gittiğinde Wolf ile tanışırlar ve beraber babaannesini bulmaya Paris’e giderler. Ama gidiş nasıl gidiş. Booool maceralı
Diğer yandan Cinder hapishaneden kaçmaya çalışıyor ve onun da yolu Thorne ile karşılaşıyor. Thorne bir kaptan ve kaçırmış olduğu bir uzay gemisi var. Bu ikili beraber hapishaneden kaçıyorlar, bu sırada Cinder Aylı yeteneklerini kullanıyor ve kullanmaktan da nefret ediyor. İkili uzay gemisiyle kaçıyorlar ve İko’nun kimlik çipini Cinder uzay gemisine takıyor ve onlar da Scarlet’in babaannesini aramaya Fransa’ya gidiyorlar. Özellikle Cinder'ın Aylı yeteneklerini kullanmak zorunda kalacağı durumlar olması ama bundan nefret etmesi çok güzel yazılmıştı.
Öte yandan da Kai Cinder’ın bulunması için mecburen emir veriyor. Ama içten içe kaçıp gitmesini diliyor. Bulunamazsa da Levana’nın gazabına uğrayacağını biliyor. Açıkçası hikayede en üzüldüğüm karakter Kai. Yeni imparator oldu, ne yapacağını bilemiyor ve sevdiği kız dünya genelinde aranıyor ve başında Levana belası var.
Hız kesmeden 3. Kitaba