levent baş

levent baş
@leventbas

Musa Aydoğar

@saegle
·
"Çünkü yeterince sabredemeyecek kadar heveslisin," diye kestirip attı. "Yeterince dinlemeyecek kadar kibirlisin. Ve çok akıllısın. En fenası da o zaten."
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Moonlight

@MetaMoon
·
Zihnimizin sahip olduğu en büyük beceri belki de acıyla başa çıkmaktır. Klasik yaklaşım bize herkesin ihtiyacı doğrultusunda geçtiği dört kapı olduğunu öğretir. Birinci kapı uykudur. Uyku bize dünyadan ve onu dolduran tüm acıdan kaçabileceğimiz bir sığınak sağlar. Bir insan ağır yaralandığı zaman genellikle kendinden geçer. Aynı şekilde travmatik haberler alan birinin bayıldığı olur. Zihin ilk kapıdan işte böyle geçerek kendini acıdan korur. İkinci kapı unutmaktır. Bazı yaralar kısa zamanda kapanamayacak, hatta belki de asla iyileşemeyecek kadar derindir. Ayrıca bazı anılar o kadar azap vericidir ki onlara alışmak mümkün değildir. “Zaman tüm yaraları iyileştirir” sözü yanlıştır. Zaman çoğu yarayı iyileştirir. Geri kalanlar bu kapının ardında saklıdır. Üçüncü kapı deliliktir. Bazen insanın aklı öyle bir darbe alır ki kendini delilikte saklar. Bu ilk bakışta faydalı gözükmese bile öyledir. Gerçekliğin acıdan başka bir şey getirmediği zamanlar vardır ve bu acılardan sakınmak için zihnin gerçekliği geride bırakması gerekebilir. Dördüncü kapı ölümdür. Son sığınak. Öldükten sonra bizi hiçbir şey incitemez. Ya da en azından bize öyle söylenir.
Sayfa 145 - Kvothe·Kitabı okudu

yunus cantepe

@cantepe89
·
Dünyadaki sorun bu işte. Kimse kendi eylemlerinin sorumluluğunu almak istemiyor artık. Adem elma yeme olayının suçunu Havva'ya atıyor. Havva, yılan yaptırdı, diyor. Yılan ağacı oraya koymanın Tanrı'nın suçu olduğunu söylüyor. Anlıyor musun? Kimse sorumluluk almakistemiyor.

Bir Okur

@Bir_okur6
·
"Aslında Patrynler sevgi dolu, çok vahşi bir sevgi dolu. Bunu biliyor muydun?" Üzgün bakışları köpeğe gitti ve Orla'nın hayret dolu bakışlarını kaçırdı. "Ama bu terimlerle düşünmüyorlar. Sevgiye başka isimler veriyorlar: sadakat, ırkının hayatta kalması için koruyucu bir içgüdü. Ama sevgi bu, karanlık bir tür sevgi, ama sevgi işte ve en kötüleri bile güçlü bir şekilde hissediyor bunu. Bu Nexus Lordu –zalim, güçlü ve hırslı bir adam– her gün Labirent'e dönüp acı çeken halkına yardım etmek için hayatını tehlikeye atıyor." Duyguları içinde kaybolan Alfred, nerede olduğunu unuttu. Köpeğin gözlerinin içine baktı. Kahverengi, canlı gözler onu içine çekti ve başka hiçbir şey gerçek değilmiş gibi görünene dek tuttular onu. "Canavarlar bizi kovalarken, kendi anne babam beni kurtarmak için hayatlarını verdiler. Kaçabilirlerdi, anlıyor musun, ama ben yalnızca bir çocuktum ve onlara ayak uyduramazdım. Bu yüzden beni sakladılar ve canavarları benden uzağa çektiler. Anne babamın ölmesini izledim. Canavarlar onlara işkence etti. Ve sonra, yabancılar beni aldılar, kendi evlatları gibi yetiştirdiler. Köpeğin gözleri yumuşadı, hüzün doldu. "Ve aşık oldum," dediğini işitti Alfred. "Benim gibi, annemle babam gibi bir kaçaktı. Güzeldi, güçlüydü, inceydi. Mavi rünler bedenini, geceleyin onu kollarıma aldığımda parmaklarımın altında kalp gibi atan bir gençlik ve yaşamla sarmalıyordu. Birlikte savaştık, sevdik, güldük. Evet, Labirent'te bile bazen kahkahalar vardır. Daha çok acı kahkahalardır, şakalar karanlık ve serttir, ama kahkahayı yitirmek, yaşama iradesini yitirmektir." "Daha sonra beni terk etti. Gece için bize sığınak veren bir Konakçı köyü saldırıya uğramıştı ve onlara yardım etmek istedi. Aptalca bir fikirdi. Konakçıların sayısı azdı. Büyük ihtimalle biz de onlarla ölürdük. Ona da
Sayfa 284 - Alfred Orla'ya Patrynleri anlatıyor·Kitabı okudu

GÜLHANIM KURU

@glhnmkr
·
Sadık yürekler büyük tehlikeler karşısında birbirlerine ihtiyaç duyarlar.
Sayfa 282·Kitabı okudu