Selim İleri gençlik dönemimde en severek okuduğum yazarlardan biriydi. Özellikle lise dönemimde yatılı okulda oldukça bireysel bir yaşam sürerken İleri'nin duyarlıklı öyküleriyle son derece benzer bir ruh halinde olurdum. Cumartesi Yalnızlığı, Bir Denizin Eteklerinde, Dostlukların Son Günü ruhumda izler bırakmış öykülerle dolu kitaplarıydı. Daha sonraları Her Gece Bodrum, Ölüm İlişkileri, Cehennem Kraliçesi gibi romanlarında 70'lerin sonu ve 80'lerin başındaki aydınların kimi zaman marjinal, kimi zaman geleneksel ama genelde mutsuz yaşamlarını anlatmaya başladı. Onları da zevkle okuduğumu anımsıyorum ama öykü kitapları her zaman tercihim oldu. 1990'lardan sonra Selim İleri'yi çok fazla izleyemedim ama aynı verimlilikle üretmeye devam ettiğinin farkındaydım.
2013 yazında Selim İleri'nin son romanı Mel'un dikkatimi çekti. Alt başlığı Bir Us Yarılması olan bu romanda İleri her zamanki anlatımının dışında, Güvenilmez Anlatıcı olarak adlandırabileceğimiz bir yöntemi kullanmış. Bu yöntemin bir çok iyi örneği var, Agatha Christie'nin Roger Ackroyd Cinayeti romanı, Nabokov'un Lolita'sı ya da sinemada Akiro Kurosawa'nın Rashomon filmi iyi örnekler arasında. Birinci tekil şahıs bu anlatımda anlatıcı olayları sübjektif bir şekilde, kendi perspektifinden anlatmakta ya da bazı örneklerde olduğu gibi açıkça yanıltıcı bilgi vermektedir.
Kahramanı Sayru Usman birinci tekil şahıstan anlattığı öyküde aslında günlük yazımına benzer bir yöntem izliyor. Usman yıllardır sinema, tiyatro ve edebiyat dünyasına ucundan dokunan, yetenekli olduğuna inanan ama bunu hiç kimseye kanıtlayamayan bir anlatıcıdır. Günlüklerine tarih koymaz ve biraz bilinç akışına benzer bir tarz kullanır, olayları ya da kavramları aklına geldiği gibi, her zaman belirli bir düzene koymadan yazar ve anlatır. Az önce