Ira Levin'in etkileyici romanı, ilk bakışta sıradan bir feminist eser gibi görünse de aslında kadınların toplum gözündeki yerine dair güçlü bir eleştiri sunuyor. Romandaki asıl mesele bir kadının robotlaşması değil; toplumun ondan beklediği role bürünmesi ve bunun sonucunda kendi benliğini kaybetmesidir. Stepford'daki kadınlar üzerinden bireyselliğin nasıl yok edilebileceği çarpıcı bir şekilde gösteriliyor.
Kısa ama etkileyici bir distopya olan roman, gerilim unsurlarını toplumsal eleştiriyle başarılı bir biçimde birleştiriyor. Okurken hem merak duygusunu koruyor hem de okuru düşünmeye zorluyor. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen ele aldığı temaların güncelliğini koruması da eserin en güçlü yönlerinden biri. Keyifle okuduğum ve üzerine düşünmeye değer bulduğum bir roman oldu.
Sıcağı sıcağına yeni bitirdiğim #annakarenina kitabı ile birlikte geldim. Kendisi Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirdünyaklasiği etkinliği için seçtiği kitap olur.
Klasik okuyama başlayalı fazla olmasa da bu güzel etkinlikler ve @isbankasikulturyayinlari sayesinde keyfini çıkarıyorum.
Sayfa sayısı nedeniyle alışık olduğumun dışında, uzun süren bir okuma olsa da anlatım bakımından zorlanmadım. Karakterler yormadı bu sefer. Birbirleriyle olan ilişkileri-bağları net olarak oturdu okuma esnasında. Bir yerden sonra merakta uyandırınca tam oldu. Benim için iki ana konudan oluştuğunu söyleyebilirim. Anna' nın alışılmadık, tasvip edilmeyen hayatı ve Levin'in düşünceleri... Anna, anlatılan dönemde her ne kadar ihanet eden kadın rolünde olsa da, kimsenin cesaret edemediği hayatı seçmesiyle yaşanan zorlukları anlatıyor. Aşk, tutku, kıskançlık, nefret, hırsla birlikte, ahlaksızlıkla anılan varlığı, mutlu oluşu sebebiyle bazı kesimler için akıllarında 'acaba' sorusunu canlandırıyor. Levin ise dönemin koşullarında Rusya'yı, aile yapısını, geçimi, politikayı anlatıyor kendi gözünden.
Benim için keyifli bir okumaydı, ilk fırsatta izlemeyi de düşünüyorum. Kitapla kalın.
"Yaşam tarzım, sizin hoşunuza gidebilir ya da gitmeyebilir. Ama benim için hiç fark etmez. Beni tanımak istiyorsanız saygı göstermek zorundasınız..."
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Stepford Kadınları "Bobie,sen artık eski Bobbie değilsin! Anlamıyor musun bunu? Sen de ötekiler gibi oldun!"
Kitabın konusu kısaca şu Stepford Kasabası'nda kadınlar bir robot gibi sürekli ev işi yapıyor. Asla dışarıya çıkmıyor ve hobileri yok. Hayatları kocalarının cinsel arzuları,çocukları,ev işleri ve bakımlı olmaktan ibaret. Ana karakter Johanna Eberhart Walter ile evli ve iki çocuğu olan bir kadın. Sıradan bir anne değil çünkü kadın haklarına duyarlı bir birey. Stepford'a taşınan Johanna ve Walter bu arkeik kasabayı değiştireceklerini söylüyor ardından neler yaşadıklarını okuyoruz.
Spoiler!!!
Walter en başından bütün olayı biliyordu bence. Bilerek Stepford Kasabası'nı seçti. Kitabın içerisinde yer yer umursamaz davranışları ve olaylara şaşırmayışı ile bize bu düşünceyi benimsetmeli. Johanna'nın dediklerine karşı en ufak onay cümlesi bulunmuyor. Hani sen bu kasabayı değiştirecektin? Tek istediği Johanna'nın kendi hakkını savunmayı unutmasını sağlayabilmekti. Keşke daha ilk başından terk edebilseydin Johanna. Ike Mazzard'ın kadınları sürekli belirli bir olağanüstü güzellik standartında çizmesi de günlük yaşantımızda bulunan bir unsur. Özellikle medyada bu çok fazla bulunuyor. Okudukça sinirlerim tavan yaptı. Özellikle Ed... Hayvan mısın sen? Cinsel arzularına eşini oyuncak yapamazsın! Hayvanlar bile bu kadar ilkel dürtü ile hareket etmiyor. Kasabaya neden geldiğin belli.
Walter'lara karşı dikkatli olun !!
Bu kasaba fikri ve erkekler kulübü faaliyeti beni aşırı korkuttu. -Aslında "sıradan" kabul edilen hayatlarda hüküm süren davranışlarla doluydu.- Hobileriniz yok yahu! Lütfen buradaki gibi davranan gerçek hayattaki değişme potansiyeli taşıyan hanımlara yardım edelim. Ne oluyorsa mantıklı düşünebilen kadınlara oluyor. Eminim bu kasabaya taşınıp ardından
buradaki
Kimseyi suçlamıyorum ama Aleksey, Anna'ya karşı duygularında açık ve net olsaydı,her şeyi alaya almasaydı bunlar adına mutlu bi son olabilirdi. Hikayede suçlu veya suçsuz yok. Baktığın zaman Anna'ya hak verdiğim yerler oldu ya da hiç sevmememe rağmen Aleksey için üzüldüğüm bile oldu ama ilişkileri bitiren şey cidden iletişimsizlik ve his'in olmaması. Seviyor ama hissettirmiyor ?? Neyse Levin en sevdiğim karakter oldu düşünce yapısı çok güzel
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Anna Karenina, 19. yüzyıl Rus aristokrasisinde parıltılı ama ikiyüzlü bir toplum düzeni içinde yaşayan yüksek sınıftan bir kadının, Kont Vronski'ye duyduğu tutkulu aşk yüzünden evliliğini, çocuğunu ve prestijini hiçe sayarak çıktığı trajik ve yıkıcı yolculuğu anlatır. Lev Tolstoy, bu yasak aşk öyküsünün karşısına Levin ile Kiti'nin saf, taşralı ve sorgulayıcı evliliğini koyarak; evlilik, sadakat, inanç, aile ve dürüstlük gibi kavramları masaya yatırır ve toplumsal baskıların insan ruhunu nasıl bir uçuruma sürükleyebileceğini büyüleyici bir dille gözler önüne serer.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Cilt 1 de Anna dan çok Levin ele alınmış ve ben bu adama çok büyük saygı duydum.Anna nın kocasına yaşattığı şeylere çok kızdım.Kiti ise çok tatlı masum bir kız onuda ayrı sevdim.2.ciltte bakalım olaylar nasıl devam edecek merak içerisindeyim