Rena

Rena
@leydirena
(Kendince) Okur, yazar, çizer Instagram: kitapsalrena
10 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 9. kitabı
Çᴏ̈ʟ Çɪᴄ̧ᴇɢ̆ɪ (Dᴇꜱᴇʀᴛ Fʟᴏᴡᴇʀ) Bilmiyorum en son ne zaman böylesine beni derinden sarsan gerçek bir hayat hikayesi okudum... Ve bilmiyorum bir daha böylesini okur muyum. Çölde açan bir çiçeğin köklerini geride bırakıp evinden çok uzaklara, hayata tutunmak için hiç bilmediği yerlere göç edişini okudum. Waris Dirie. Somalili bir kabilenin küçük kızı olarak çölde bir sürü kardeşi ve geleneksel yaşama sıkı sıkı bağlı ebeveynleri ile yaşıyor. Tüm günü develeri ve domuzları gütmek, yiyecek yemek ve su kaynağı bulmak ile geçiyor. Dışarıdan sefil görünse de Waris bu yaşamı seviyor. Doğayla iç içe olmayı, toprağın üzerinde az ama öz ve özgür yaşamayı hiçbir zaman sorun etmiyor. Ta ki bu çöllerin acımasız gelenekleri onu da diğer tüm kızlar gibi sakat bırakana dek. Somali'de ve diğer pekçok Afrika ülkesinde yaygın olan bir gelenek var: Kadın sünneti. Erkek sünnetinden ciddi farkları olan bu uygulama direkt olarak kız çocuklarının kadınlığını hedef alıyor. Pis bir jiletle cinsel haz bölgelerini canice kesip alan ve geriye kalan kısmı daracık şekilde diken sünnetçilerin kanlı ellerinden binlerce kız çocuğu geçiyor. Çünkü sünnetsiz bir kız kirli ve namussuz kabul ediliyor. Bu kızlarla kimse evlenmiyor ve bu topraklarda evlenmeyen kadın ö*lü kadın demektir. Kızların tek bir hayat yaşama şansı var: Sünnet olup ailesinin seçtiği kişiyle evlenecekler. Çoğu bu anormal uygulamadan sonra korkunç şekillerde can veriyor. Sağ kalanlar ise doğumda dayanamıyor. Doğumda dayananlar ise hayatları boyunca korkunç acıyla ve s*ksten zevk almayarak yaşıyorlar. Anestezi yok, hijyen yok, rıza ise üzerine hiç konuşulmayan bir kavram. Ufacık yaşta çölün kuytu bir köşesinde bir sünnetçi sizi kesiyor ve hayatınız boyunca acı çekerek, zevkten mahrum ve psikolojik olarak yıkılmış halde
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Reklam
KAFES - Josh Malerman | İNCELEME (spoilersız)
Puan vermedi
Kᴀғᴇꜱ (Bɪʀᴅʙᴏx) "Sakın gözlerini açma." Kafes; 2014 yılında kıyamet sonrası temasıyla, Amerikalı yazar ve şarkıcı Josh Malerman'ın ilk romanı olarak karşımıza çıkıyor. Benim okuduğum ilk korku romanıydı ve korku türünü hiç sevmememe rağmen Kafes'e bayılmıştım. İki gün içinde bitirmiştim ve okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğuna kanaat getirmiştim. Hâlâ daha bu fikirdeyim. Okuyucuyu sayfalar arasında öyle iyi sürüklüyor ki, gerilimi o kadar iyi hissediyorsunuz ki tırnaklarınızı kemiresiniz geliyor. Konusuna gelecek olursak: Bütün Dünya'da ansızın yayılan bir "şey" onu gören herkesi delirtiyor. Bu "şey" her ne ise onu gördükten saniyeler sonra aklınızı kaybedip çevrenize saldırıyor ve kendinizi ö*ldürene dek durmuyorsunuz. Tam da bu "şey"in ortaya çıktığı zamanlarda Malorie adındaki genç başkarakterimiz hamile ve bekar bir kadın olarak ablasıyla yaşıyor. Çocuğun babasını bilmiyoruz, bildiğimiz tek şey Malorie'nin bu kıyamette hamile haliyle çok zor bir hayatta kalma mücadelesi vereceği. İnsanlar hızla ölürken etrafta dolaşan "şey"den korunmanın tek bir yolu var: Gözlerini kapatmak. Şimdi soracaksınız ne bu "şey" diye. Aslında bunu da bilmiyoruz. İşte kitabı diğer pekçok korku kitabından ayıran en büyük özelliği bu: Burada ne kanla ne aniden önünüze çıkan yaratıklarla korkuyorsunuz. Burada sizi korkutan unsur koca bir belirsizlik. Ve bana kalırsa hiçbir şey belirsizlikten daha gerici, daha korkunç olamaz. O belirsizlik hissi sizi adeta bir kafese sıkıştırıyor ve çaresizliği dibine kadar hissettiriyor. Sonuçta insan bildiğinden değil, bilmediğinden korkar. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ustalıkla yazmış olduğu Kafes, bir solukta okuyacağınız gerilim dolu bir kitap. 2018'de çıkan filmini izlemiş biri olarak söylüyorum: Kitabı varken filmiyle vakit
KafesJosh Malerman · İthaki Yayınları · 201814,7bin okunma
Artemis - Andy Weir | İNCELEME
Puan vermedi
ᴀʀᴛᴇᴍɪs "Ay'da büyüdüysen, karanlık bir tarafının olması kaçınılmazdır." Marslı kitabının da yazarı olan Andy Weir'ın kaleminden çıkan Artemis, Goodreads'ta 2017'nin en iyi bilimkurgu kitabı seçilmiş. Bence hak etmiş de. Artemis, adını Yunan mitolojisindeki ay tanrıçası Artemis'ten alan bir ay kolonisi/şehri. Kitap 2080 yılında geçiyor. İnsanlar nihayet Dünya dışı bir gezegene şehir kurmuş. Ama insan yine insan. Burada bile bir sınıflaşma, sosyal katmanlaşma var. başkarakterimiz Jasmine "Jazz" Bashara da alt sınıftan biri olarak yaşıyor. Ufak bir kapsülde yatıp kalkan ve kargoculuk yapan Suud kökenli Jazz kısa boylu, kurnaz, biraz da serseri bir kız. Artemis'te kendine daha iyi bir yaşam edinmek için çabalayan Jazz gizlice kaçakçılık da yapmak durumunda. Ve bir gün kendisine reddedemeyeceği illegal bir iş teklifi gelir. Bu noktadan sonra asıl macera başlar: Jazz kendini bütün Artemis'in kaderini etkileyecek bir tehlikenin ortasında bulur. Öncelikle bilimkurgu temasına pek alışık ve düşkün olmasam da Andy Weir bu konuda oldukça yaratıcı ve zevkli bir tarza sahip. Size yazdığı geleceğin, kurguladığı o Artemis şehrinin detaylarını anlatıyor. Ayrıca karakterlerin mizahi bir yönü de var ve bu da kitabı eğlenceli kılıyor. Bana kalırsa en zevkli kısım ayda kurulmuş bu şehri tanımaktı. Farklı alanlarda sistemlerin nasıl işlediğini, zenginlerin yine yaşadıkları gezegenin tadını çıkarırken alt tabaka insanların hayatta kalmakla uğraştığı bu kurguyu okurken sıkılacağınızı sanmıyorum. Jazz'den bahsedecek olursak... Pek alışılmış bir kadın karakter değil. Toplumda daha çok erkeklere atfedilen "rahat" tavırları kendisinde görmek mümkün. Yazar erkek diye mi böyle yoksa kasten mi böyle yazıldı emin değilim ama genel olarak kaçakçı bir kızda saçma durmayan tavırları var. Andy Weir
ArtemisAndy Weir · İthaki Yayınları · 20182,683 okunma
Tavşan - Mona Awad | İNCELEME
Puan vermedi·344 syf.··
2024 36. kitabı
Tᴀᴠşᴀɴ (Bᴜɴɴʏ) Mona Awad'ın 2019'da yazdığı ve Türkiye'de bu yıl yayımlanan "korku" türü romanıdır Tavşan. Time ve Vouge dergilerine göre 2019'un en iyi romanlarından biri, Goodreads okur ödülleri korku romanı finalisti. Konusa gelecek olursak: Samantha Mackey, Warren Üniversitende yüksek lisans yapan ve yaratıcı yazarlık atölyesinde karanlık hayal gücünün ürünlerini ortaya koyan bir kızdır. Samantha aynı atölyede bulunan dört kişilik, havalı, zengin ve oldukça tuhaf davranan kız grubu Tavşan tarafından dışlanmaktadır. Birgün bu kız grubundan kendisine bir mektup gelir. Samantha Tavşan grubunun "Müstehcen Salon"una davet edilmiştir. Bu salon Tavşan'ın yaratıcılıklarını arttırmak için kullandıkları, korkunç ve gerçekdışı ürünler ortaya çıkardıkları karanlık bir atölyedir. Samantha kısa sürede kendini Tavşan denen kültün içinde, aklının sınırlarını zorlayan ayinlerin bir parçası olarak bulacaktır. Gelelim dürüst, pr'sız yorumlarıma: Kitap bana bookstagram'da popüler olan kitapların, Time'ın Goodreads'ın falan övdüğü kurguların gayet kötü olabileceğini bir kez daha hatırlattı. Öyle hevesle almıştım ki kötü olabileceği ihtimali benim için çok azdı. Ama öyleydi. Her açıdan hayal kırıklığıydı. Türü korku diye geçse de korkutucu hiçbir yanı yoktu. Fantastik sayılacak bir yanı vardı ama bu fantasyanın kökeni, arka plandaki hikayesi, kendi içindeki kuralları vs anlatılmamıştı. Konu ne kadar ilgi çekici ise kitabı okumak o kadar sıkıcı ve bunaltıcıydı. Sürüne sürüne bitirdim desem yeridir. Sadece konunun sıkıcı ilerlemesi yüzünden böyle olmadı elbette, imgesel yazım dili de kurgunun katiliydi. Tamam psikolojik bir yanı olsun diye olaya sürreal, imgesel bir dil eklenebilir ama sıradan bir eylemi bile bu şekilde yazmak bütün akıcılığı mahvetmiş. Çeviri okuduğum içinse bazı
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 60. kitabı
︎Spoilersız İnceleme︎ Aramızdaki Gölgeler, Tricia Levenseller'ın 2020de yayımladığı ve ülkemize 2 yıl sonra gelen genç yetişkin fantastik kitabı. Konusuna kısaca değinecek olursam: Başkarakterimiz Alessandra adında bir kont kızı. Babası Alessandra'ya "seni falanca zenginle evlendirecem sen de he diyecen" tadında bir konuşma yapıyor. Alessandra da pat diye "Yok ben saraya gidecem, kralı kendime aşık edecem sonra da onu öl*dürecem" diyor ve haliyle babası saçmaladığını düşünüyor. Ama Alessandra kararlı, Alessandra gözükara. Neden diye sorabilirsiniz? Kralı öldürecek cesareti ve motivasyonu nereden buldun? Valla bence sormayın. Bu tür ciddi motivasyon gerektiren çoğu girişimin bir açıklaması yok kitapta. Kız hırslı işte. Hürrem Sultan gibi aynı. Dediğini de yapıyor tabi. Kralın eş bulmak için düzenlediği baloya gidiyor. Herkes gibi kralın gözüne girmek için çabalamıyor, aksine ona hiç yüz vermiyor. E haliyle kralın dikkatini çekiyor ve olaylar buradan sonra gelişiyor. Bir diğer başkarakterimiz Kallias ise kralın ta kendisi. Kallias aile mirası olan bir özel güce sahip: Onu koruyan ve hayaletleştiren gölgeleri var. Kitabın "fantastik" diye geçmesinin tek sebebi de bu gölgeler aslında. Bunun dışında her şey Ortaçağ'daki kontlar, kontesler, krallar vb. temasında. Açıkçası bu türe yeni başlayan biriyseniz bu kitap sizi mutlu edecek. Ya da kitaba karşı tamamen çerezlik, kafa dağıtmalık olarak bakarsanız o zaman zevk alabilirsiniz. Eğer karakter gelişimi, karakter motivasyonlarının temelleri iyi atılmış, fantastik ögeleri sağlam bir kitap beklerseniz hüsrana uğrarsınız. Çünkü kitap fantastikten çok romantik tarihi kurgu gibiydi. Kitabın en iyi yanı reading slump'tan çıkartma gücü olması. Olaylar aşırı hızlı, gereksiz hiçbir uzatma yok, sıkılmanız pek olası değil. Ama bunun
Aramızdaki GölgelerTricia Levenseller · Martı Yayınları · 20221,305 okunma