Sizi aykırı bir varlık olarak gören birine kızmaya hakkınız var mı? Aykırı varlık, tanımı gereği yalnızdır; yalnızlık, utançtan kaynaklanan yalnızlık bile, pozitif bir şeyi, biraz özel bir seçimi, ama kesinlikle seçimi varsayar.
Yazdığı her şey bana yıkılma duygusu verdiği için okuyorum onu. Başlangıçta düşünüyor, sonra boşuna dönüp duruyor ve nihayet yavan, ürküntüsüz bir burgacın içine düşüyoruz... İçimizden akıp gittiğimizi söylüyor, gerçekten de akıp gidiyoruz. Yine de gerçek bir boğulma olmuyor bu - olsaydı çok güzel olurdu!
Tekrar su yüzüne çıkıyor, soluklanıp yeniden anlıyoruz... Bir şey söyler gibi ve söylediğini anlar gibi olduğunu görünce şaşırıp kalıyor, sonra yeniden boşuna dönüp durmaya başlıyoruz, bir daha akıyoruz... Bütün bunlar kendilerini derin şeyler gibi gösteriyor ve öyle görünüyorlar. Ama toparlandığımız an, sadece anlaşılmaz olduğunu; gerçek derinlik ile tasarlanmış derinlik arasındaki mesafenin, bir aydınlanma ânı ile bir saplantı arasındaki mesafe kadar büyük olduğunu farkediyoruz.
Bıkkınlık... Az önce bu sözcüğü telaffuz ettim, ne hakkında ol duğunu da unuttum... Hissettiğim ve düşündüğüm, sevdiğim ve nefret ettiğim her şeye, bıkkınlığın kendisine de çok uygun...
Kimseyi öldürmedim, daha iyisini yaptım: Mümkün Olan’ı öl dürdüm. Ve şimdi, en çok ihtiyacım olan şey, tıpkı Macbeth gibi, dua etmek... Ama yine onun gibi Amin de diyemem.