1000Kitap Logosu
leyli ince
leyli ince
leyli ince
TAKİP ET
leyli ince
@leylistanbul
leyli ince
bir alıntı ekledi.
Porno Üzerine
Pornonun ortaya çıkardığı sorun ilk olarak aklın zayıf noktasını tokatlamasıdır. Porno söze ya da düşünceye başvurmadan direkt olarak fantezilerin merkezine yönelir. Önce erekte oluruz ya da ıslanırız ve ancak bunun ardından nedenini sorabiliriz. Otosansür refleksleri altüst olur. Porno görüntüsü bize seçenek bırakmaz: İşte seni azdıran şey, işte tepki verdiğin şey. Bizi tahrik etmek için hangi düğmeye basmak gerektiğini bize porno gösterir. Pornonun büyük gücü, bir nevi gizemli boyutu budur. Porno karşıtı birçok militan da bundan dolayı gerilir ve haykırır. Kendi arzularının yüzlerine karşı ifade edilmesine, susmayı ve görünmez kılmayı tercih ettikleri şeylerin bilmeleri için önlerine konulmasına karşı çıkarlar. Porno gerçek bir sorunu ortaya çıkarır: Arzuyu dışavurur ve bir yüceltme olanağı sunmayacak kadar hızlı bir şekilde ona bir yatışma önerir. Bu açıdan işlevseldir: Kültürümüzde aşırı cinsel taşkınlık (şehirde cinselliği çağrıştıran tün göstergeler tamamıyla beynimizi istila eder) ile cinsel gerçekliğin abartılı reddi (sonsuz bir seks partisi içinde yaşamıyoruz, izinli ya da olası şeyler sınırlı) arasındaki gerilim. Porno, basınç farklılığını dengelemek adına, bu gerilimi fiziksel bir boşalmayla sona erdirir. Fakat azdırıcı olan şey çoğunlukla yüz kızartıcıdır. Özel alanlarında, kapalı perdeler ardında kendilerini azdıran şeyi kamusal olarak da sahiplenen pek az kişi vardır. Genelde bunu cinsel partnerimizle bile konuşmayı tercih etmeyiz. Beni ıslatan şey özel bir mevzudur zira bunun bana verdiği imge gündelik toplumsal kimliğimle uyumsuzdur. Cinsel fantezilerimiz, rüyalarımızın saptırarak yaptığı gibi bize dair bir şeyler söyler, lakin fiilen olmasını arzuladığımız şeye dair tamamen suskun kalır. Aşikardır ki birçok heteroseksüel erkek başka erkekler tarafından becerilme ya da bir kadın tarafından aşağılanma, mahvedilme düşüncesiyle erekte olur ve yine aşikardır ki birçok kadın şiddete uğrama, gang bang’e girme ya da başka kadınlar tarafından becerilme düşüncesiyle ıslanır. Bunun yanı sıra, porno karşısında utanabiliriz, çünkü doyumsuz kızışmışlığımızda hayal kurarken dahi uyanmayan şeyleri ortaya çıkarır. Bizi azdıran ya da azdırmayan şeyler kontrolsüz, karanlık bölgelerin sonucudur ve bunlar bilinçli bir şekilde arzuladıklarımızla ender olarak uyumludur. Eğer kontrolü elden bırakmayı ve tanıdık alışkanlıklardan uzaklaşmayı seviyorsak, bu sinema janrının yararına dönüşür ama aynı zamanda her şeyi kontrol altına alamamaktan korkuyorsak, aynı sinema janrının tehlikesi de budur. Pornodan, sanki bir film değilmişcesine, sıklıkla gerçeğin bir görüntüsü olmasını talep ediyoruz. Mesela kadın oyunculara haz alıyor numarası yaptıkları için sitem ediyoruz. Oysa onlar orada bunun için var, onlara bunun için para ödeniyor, bunu yapmayı öğrendiler. Britney Spears’a her akşam sahnede yaptığı gibi dans etmeyi canının isteyip istemediğini sormuyoruz. O bunun için sahneye geldi, biz bunu görmek için para ödedik, herkes kendi işini yapıyor ve kimse “bence rol yapıyor” diye söylenmiyor. Özü itibariyle bir yanılsama tekniği olan sinemadan asla talep etmediğimiz şeyi pornodan talep ediyoruz: Porno gerçeği dillendirmeli.
Virginie Despentes
Sayfa 64 - Porno Cadıları bölümü
8
leyli ince
Kedi Kadın Köpek Adam'ı inceledi.
372 syf.
Amacına Ulaşamayan
Tanım: Amacına ulaşamamış bir kitap. Not: Spoiler içerebilir. Kitabı az önce bitirdim. Taze taze ve dürüstçe fikirlerimi paylaşacağım. Öncelikle kitabın adından başlayayım: Kedi Kadın alt metinde bana cinsel bir mesaj veriyordu, Köpek Adam ise öfke ve nefret. Daha kitabı almadan bile bir intikam öyküsü olduğunu ve yanlı bir mesaj vereceği belirtiyordu. Eğer kitap kadınlar ve erkeklerin doğasını anlatıp psikolojik bir kurguya sahipse neden kadın kedi, erkek köpek? Köpek kelimesi maalesef ki günlük dilde hakaret anlamı var ve yazarın da bunu kullandığını görüyorum. Bu beni en başından beri rahatsız etti. Kitaba gelecek olursak dili gerçekten basit. Evet, bazı kitapları tek solukta okumak istersiniz fakat eğer kitaplar sizin için değerliyse onun içinde bu kadar basit ve günlük bir dil görmek istemezsiniz. Böylece edebi olarak bana hiçbir şey katmadığını söyleyebilirim. Bir kelime, bir hayal, bir duygu esintisi de katmadı. İlk bölümlerde biraz heyecanla okuyup ne sonuca varacağını merak ettim fakat "Son"dan (4. bölüm) sonra oraya kadar olan ilgiyi de kaybetti ve son 120 sayfayı hızlı hızlı, deyim yerindeyse göz gezdirerek okudum. Sırf okuyup sonunda ne olduğunu görmek için. Kitap İzmir konusunda iddialı fakat en sıkılarak okuduğum bölümler İzmir'in betimlendiği paragraflardı. Bana iddia ettiği İzmir'i sunmadı ki bunun nedeni de dilinin basitliği ve İzmir'i gerçekten bir kadının gözüyle betimleyememesiydi. Kitabı okurken yazar bana karakterlerin ve olayların gerçekliğini de inandıramadı. Sanki uyumadan önce bir şeyler hayal etmiş ya da bir şeyler yaşamış ama yapamadığı şeyleri kitapta yapmış gibi göstermişti. Yağmur karakterini bir güçlü bir kadın gibi görüyorsunuz bir aptal bir şapşal. Yerine oturmamıştı Yağmur'un karakteri, yazarın hayalindeki o güçlü karakter olamamış Yağmur. Kitabın sonuna doğru o zamana kadar olan ufacık inanma umudu da kayboldu ve okur "bitse de gitsek" moduna girdi. Eğer yazarın amacı hayalinde kurup güdülendiği intikamı almaksa bunu kelimelere dökerek başardı ama okuyucu için bu intikam hiç gerçekleşmedi. Ve eğer insanlar kelimelerle suç işleyebilseydi bu kitap bir suç kitabı olurdu. Bir insan birini delirtti diye övünür mü hiç? Sessizliği asaletinden olan kadın karakterimizin intikamı da asil olurmuş -bir adamı deli olduğuna ikna ettirip ona suç işleterek ve akıl hastanesine tıkayarak.
Kedi Kadın Köpek Adam
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
leyli ince
Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları'ı inceledi.
Kitabın Bölümleri
Kitap sunuş, önsöz, kaynakça ve disin kısımları haricinde 15 bölümden oluşmaktadır. Öncelikle ilk iki bölümde kişilik bozukluğunun tarihsel geçmişinden başlanılarak klasik ve çağdaş yaklaşımlar ele alınmıştır. Üçüncü bölümde kişilik bozukluğunun gelişimi, dördüncü bölümde ise kişilik bozukluklarının değerlendirilmesi ve terapisi ele alınmıştır. Kalan 10 bölümde DSM- IV’e göre kişilik bozuklukları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Kitapta işlenen kişilik bozuklukları sırasıyla şöyledir: Antisosyal kişilik, Kaçıngan kişilik, Obsesif kompülsif kişilik, Bağımlı kişilik, Histrionik kişilik, Narsisist kişilik, Şizoid kişilik, Şizotipal kişilik, Paranoid kişilik, Sınırda (borderline) kişiliktir. Her bölümün alt başlıkları ise şu şekildedir: Normallikten Anormalliğe (Şizoid, kaçıngan vs) Kişilik Çeşitleri Tarihteki Öncüler Biyolojik Yaklaşım Psikodinamik Yaklaşım Kişilerarası Yaklaşım Bilişsel Yaklaşım Evrimsel-Nörogelişimsel Yaklaşım Terapi Özet Son bölümde ise DSM-III-R ve DSM-IV’ün Eklerindeki Kişilik bozuklukları incelenmiştir. Bunlar kendine zulmeden (mazoşist) kişilik, sadist kişilik, depresif kişilik ve negativist (pasif agresif) kişiliktir. Theodore Millon Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları
Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
DAHA FAZLA GÖSTER