Yine sonu tamamlanmamış, yarım kalmış bir hikâye daha..
Ölmeden önce uyanmak, hayatındaki tüm putları kırmak; para, mal mülk, hırs... adı her neyse taptığın her şeyi yıkabilmek, arınmak ve diriliş. Herkese rağmen, kimsenin bakışlarına, sözlerine aldırmadan sadece Allah'a ve O'nun için koşmak, yaşamak.
☆
Din, insan kavrayışının sınırlarını aşan ve akla dayanan eleştirinin hicbir şekilde ona saldırma hakkının olmadığı pek yüce bir şeydir. Başka bir deyişle, bilim din konusunda yetkisizdir. Elbette din kendi mülküne çekilip otursa büsbütün yararlı ve değerli kalır, fakat din bununla yetinmediğinden bilim onu reddetmek zorunda kalıyor.
☆
Çocukların beyin gelişiminde konuşma dilinin önemini ısrarla vurgulayan bir kitap. Yazar okura bu konudaki bilimsel deneyleri defalarca iletmiş. Deneylerdeki çarpıcı sonuçlar çok etkileyici. Özellikle 0-3 yaş döneminde konuşarak olumlu geri bildirimlerle etkileşimde bulunulan bebekler, bulunulmayan bebeklere nazaran bilişsel olarak oldukca ileride.
Bakım verenlerin çocukla sürekli ayrıntılı bir şekilde doğumundan itibaren konuşması gerektiğini vurguluyor. Bol bol farklı kelime kullanılmalı, kitap okunmalı, masal anlatılmalı hem de bebeğin dünyaya en sevimli haliyle boş boş baktığı ilk aylarında bile. Hatta anne karnında başlayabilirseniz muazzam olur :)Ekran aracılığıyla dinlenilen konuşmaların hiç bir şekilde sonuç vermediği bilimsel deneylerle ıspatlanmış.
Düşünüyorum da bizi kitap okuyarak mı büyüttüler ? Hayır. Ya da bu bilinçle konuşarak mı büyüttüler? Hayır. Ama eskiden bilinçsiz de olsa çocuklar bebeklikten itibaren insan iletişimine maruz kalıyordu. Çünkü ekranlar, dijitaller yoktu. Akraba ilişkileri, komşuluk ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri çok daha sıcak ve yoğundu. Anneannelerin, dedelerin anlattiğı tatlı masallar vardı .İnternet örümcek ağı gibi sarmadan insanlığı, eğlenmek için oynanan akıl oyunları vardı. Dolayısıyla okul öncesinde zaten bilinçsizce bilişsel gelişime hizmet eden her şeyin organiği mevcuttu.
Şimdiki çocukların avantajlarından daha çok dezavantajları var malesef. Anne babaları bile ekran bağımlısı desek yeri. Üstelik daha stresli bir dünyaya doğdular. Stres kortizol seviyesini yükseltir, kortizol da beyin hücrelerini tahrip eder. O yüzden yeni anne baba olanlar, olmayı düşünenler mutlaka bu tarz kitaplar okusun. Çocuğun ilk 3 yılı en onemli dönemi, çocukla konuşmak olabildiğince fazla kelime kullanmak onun sadece
Beyhan Budak YouTube vesilesiyle tanıdığım konuşmasıyla saatlerce dinlettiren başarılı bir psikolog .
Yazarlığı da bir okadar akıcı ve kendine bağlayan bir üslupta. Kitapta insanın kendi olması ve bu yolculukta önüne çıkan engellerle nasıl başedebileceği bir takım analizler ve örneklendirmelerle anlatılmış. Mücadele içinde olmak yırtıcı bir canlı gibi sürekli hayatta kalma çabasıyla her daim savaşa hazır olmak demek değildir. Hem "Mücadele yaşamın hakkını vermektir ve sana bahşedilen yeteneklerini kullanmak için bir fırsattır .
Savaş ise kendini diğer insanlara karşı kanıtlama ve varlığını ıspat etme çabasıdır" der kitapta Beyhan Hoca . Önemli olan da zaten 'başkaları' dediğimiz , şöyle derler böyle derle diye içinde sıkışıp kaldığımız derler kalıbından çıkmak değil midir ? Bu amaç içinde olanlara farkındalık oluşturacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ne kadar aksini iddia etseler de başkaları için yaşayanların var olduğu bu dünyada , marjnal ve azınlıkta olan, sisteme karşı kendi yolunu çizmek isteyenler de var olmaya devam edecek . Bazı kitaplar hayatı yeniden düşünmeye sebep olur. Bu o kitaplardan biri . Yine Beyhan Hoca 'dan bir cümleyle incelemeyi bitirmek isterim ; Beyhan Budak
"Yolun sonunda hedeflediğin şeye ulaşmaktan daha büyük olan onun için verdiğin mücadeledir "