Bu ülkede herkesin Hasan gibi sadık bir dosta ihtiyacı vardır fakat onun değerini sonradan bilmemek şartıyla :)
Afgan doğumlu yani Afgan asıllı Amerikalı yazarımız; bu romanda, Afganistanın insanlık dramı başta olmak üzere iki arkadaşlık üzerine kurulmuş iki kardeşin, ihanet ve sadakat konularını işler. Onun dışında baba ve oğul ilişkisini de derininden hissettiren bu romanı okurken çok fazla duyguyu hissetmeniz mümkün olmakla beraber sürekli kendinizi romanın içinde gibi hissedeceksiniz.
Kimi zaman ırkçılığa uğramış, yalancı, korkak ve pişman olacağınız zamanlar yaşacaksınız çünkü sizde kendinizi romanın içinde bir nevi bir karakter gibi hissedeceksiniz.
Hasan'ın yaşadığı trajik olayları ve sadakatini mi anlatayım yoksa Emir'in babasından bir aferin almak için girdiği onca zahmeti mi?
Hasan'ın sessizliğini mi anlatayım yoksa Emir'in gürültülü sessizliğini mi?
Hasan'ın yaptıklarını mı anlatayım yoksa Emir'in yapmadıklarını veya yap'a'madıklarını mı?
Hasan'ın cesaretini mi Emir'in korkaklığını mı?..
Roman Emir'in gözünden yazılmış ve başından sonuna kadar her ne kadar Hasan'ı aşağılasa, suçlasa, kıskansa da hep kendini suçlamış. Bu yüzden romanı bitirince kendinizi suçlu hissederseniz hiç şaşırmayın :)
Emir, Hasan'ı hem seviyordu hem kıskanıyordu fakat en nihayetinde bu iki arkadaşın iyi bir dostluğu vardı. Her dostlukta olabileceği gibi bir taraf diğerine daha sadık, daha yapıcı, daha sessiz ve daha alttan alan taraf olur. İşte bu romanda Hasan, Emir'e o kadar sadık, iyi niyetli ve cömert ki belki okurken bu kadar da olamaz be Hasan diyeceğiniz bir sadakat göreceksiniz. Emir'de keza bir arkadaşın, dostun size bu kadar iyi, sadık, koruyucu, kollayıcı olduğunu göre göre ona karşı bu kadar kayıtsız, laubali, vurdumduymaz ve bencil olduğunu görünce bu kadar da olmaz