it’s mehmet

it’s mehmet
~Raif Efendi~
Kimya Teknolojisi
Almanya
87 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
SADAKAT (Spoiler içerir)
10/10
·375 syf.··
2023 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2023 18:43
Bu ülkede herkesin Hasan gibi sadık bir dosta ihtiyacı vardır fakat onun değerini sonradan bilmemek şartıyla :) Afgan doğumlu yani Afgan asıllı Amerikalı yazarımız; bu romanda, Afganistanın insanlık dramı başta olmak üzere iki arkadaşlık üzerine kurulmuş iki kardeşin, ihanet ve sadakat konularını işler. Onun dışında baba ve oğul ilişkisini de derininden hissettiren bu romanı okurken çok fazla duyguyu hissetmeniz mümkün olmakla beraber sürekli kendinizi romanın içinde gibi hissedeceksiniz. Kimi zaman ırkçılığa uğramış, yalancı, korkak ve pişman olacağınız zamanlar yaşacaksınız çünkü sizde kendinizi romanın içinde bir nevi bir karakter gibi hissedeceksiniz. Hasan'ın yaşadığı trajik olayları ve sadakatini mi anlatayım yoksa Emir'in babasından bir aferin almak için girdiği onca zahmeti mi? Hasan'ın sessizliğini mi anlatayım yoksa Emir'in gürültülü sessizliğini mi? Hasan'ın yaptıklarını mı anlatayım yoksa Emir'in yapmadıklarını veya yap'a'madıklarını mı? Hasan'ın cesaretini mi Emir'in korkaklığını mı?.. Roman Emir'in gözünden yazılmış ve başından sonuna kadar her ne kadar Hasan'ı aşağılasa, suçlasa, kıskansa da hep kendini suçlamış. Bu yüzden romanı bitirince kendinizi suçlu hissederseniz hiç şaşırmayın :) Emir, Hasan'ı hem seviyordu hem kıskanıyordu fakat en nihayetinde bu iki arkadaşın iyi bir dostluğu vardı. Her dostlukta olabileceği gibi bir taraf diğerine daha sadık, daha yapıcı, daha sessiz ve daha alttan alan taraf olur. İşte bu romanda Hasan, Emir'e o kadar sadık, iyi niyetli ve cömert ki belki okurken bu kadar da olamaz be Hasan diyeceğiniz bir sadakat göreceksiniz. Emir'de keza bir arkadaşın, dostun size bu kadar iyi, sadık, koruyucu, kollayıcı olduğunu göre göre ona karşı bu kadar kayıtsız, laubali, vurdumduymaz ve bencil olduğunu görünce bu kadar da olmaz
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
Reklam
Spoiler içerir!!
10/10
·222 syf.··
2023 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2023 17:01
Yine Sabahattin Ali kitabı yine dramatik ve insanı üzen bir son… Bu kitap, Sabahattin Ali’nin ilk romanıdır ve diğer iki romanında olduğu gibi yüksek bir okuyucu kitlesine sahiptir. Her romanında olduğu gibi bu romanında da; okuyucuyu derinden etkileyen ve belki de hayata bakış açısını değiştiren, yer yer : Bu Salâhattin Bey ne kadar da iyi bir insan veyahut bu Muazzez ne kadar da güzel seviyor veyahut bu Şakir Bey nasıl bu kadar kötü olabiliyor diyeceğiniz, Yusuf’un bu acılı hikayesinde empati duygunuzun yükseleceği bir romandan bahsediyorum. Biraz uzun bir inceleme yapmak istediğim için sıkılmamanızı umarak başlamak istiyorum. Henüz kitabın daha ilk cümlesinde : “1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede, Aydın’ın Nazilli kazâsına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” Henüz daha ilk cümlesinden bu romanın olaylarının nasıl gelişeceğini, ne derece acımasızca olacağını düşünüyor, tahmin yürütebiliyor insan. Sadece şunu söylemek istiyorum: Kitabı okurken kendinizden tutun ailenize, arkadaşlarınıza ve en sevdiklerinize kadar olan ilişkilerinizi bir sorgulamak demeyeyim de dönüp bir bakacağınıza, gözden geçirmek isteyeceğinize inancım tam. Umarım öyle olur çünkü aksi takdirde kitaptan çıkaracağınız derslerin bir bölümünü çıkartamamış olabileceğinizi düşünüyorum. Kitapta birçok karakter var ve hepsinin karakterinden farklı insan çıkarımları elde etmek ve o karakterlerden dersler ve anlamlar çıkarmak mümkündür. Muazzez karakterine bakarsak; Henüz 15 yaşındayken kendi rızası olmasına karşın -ama henüz bir çocuk- onu bebekliğinden bu yana abisi belki babası olarak gördüğü Yusuf ile evlenmesi ve onun sonucunda gelişen bir takım problemler… Yusuf’u gerçekten sevmesi fakat Yusuf’un işinden dolayı eve 10-15 günde bir gelmesinden
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,5bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 21:50
Sabahattin Ali bu romanında: Ömer'in, vapurda tesadüf eseri gördüğü Macide adlı genç bir kız ile aşkını ve sonunda cezaevine düşen Ömer'in, Macideye haksızlık yaptığını düşünüp ondan ayrılmasını konu ediyor. Bu kitapta; aşk, sevgisizlik, çaresizlik, pişmanlık ve parasızlık gibi temalar yoğun işlenmiştir. "Bana öyle geliyor ki, sizin gülmenizle kızmanız, iltifat etmenizle azarlamanız arasında hiçbir fark yoktur... Size ait hiçbir şey çirkin olamaz sanıyorum." s[87] Sabahattin Ali; aşkı, en az Kürk Mantolu Madonna romanında olduğu kadar bu romanında da o kadar güzel anlatmış, o kadar güzel işlemiş ki, o duyguyu size hissetirebiliyor ve aşkın tarifini yapamayanlara bir nevi örnek gösterilebilecek satırlar yazmış oluyordu. "Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..." s [250] Bu söz ile kitabı özetlemek mümkün çünkü Sabahattin Ali bu romanında, Ömer ile Macide'nin aşkı dışında içimizdeki şeytanın bize neler yaptırabileceğine değinmiştir. Günümüzde birçoğumuz hata yaptıktan sonra şeytana uyduk deriz fakat bu işin kolay olan tarafıdır. Halbuki özeleştiri yapıp, yaptığımız hatalardan ders alırsak -bu pek çok kişinin yapmayacağı şeylerden biridir- ve bunu kabul edersek, bu 'şeytan' düşüncesinin ne kadar saçma bir uydurma olduğunu pekâla anlarız. Kitabı çok sevdiğimi soyleyebilirim fakat yerlere göklere sığdıramam dersem yalan olur. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de Kürk Mantolu Madonna 'yı bu romandan önce okumam olduğunu düşünüyorum. Çünkü Kürk Mantolu Madonna 'yı okuduktan sonra çıtayı o kadar yüksek tuttum ki, yazarın her
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 15:14
"Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum..." Evet, duymuş olduğunuz bu sözü çoğu insan biliyordur. Instagram'da, Twitter'da veyahüt başka mecralarda elbette rast gelmişsinizdir. Evet bu o kitap arkadaşlar. Bazen sırf bir sözü için bile bir kitabı okumayı çok isterim fakat bu kitabı okuma kararım bu yüzden değildi. Ülkemizin en çok okunan bu çok değerli kitabını okuduğum için kendimi şanslı hissedip, bir o kadar da kendime kızıyorum. Neden bu kadar geç okumaya başlamışım diye. Bu kadar çok okunduğu için, ilk sayfalarda veyahüt kitabın her sayfasında neden bu kadar çok okunduğunu hep sorguladım ve beni her sayfasında daha da içine çeken bir kitap oldu. Okuduktan sonra etkisinden bir süre çıkamayacağınız bir eser, roman, başyapıt. Peki neden bu kadar çok okunuyor ve satılıyor bu kitap? Bu romanın sırrı nedir? Onbinlerce kişiye hitap eden bu romanın bu kadar başarılı olma nedenini bir kaç satırda açıklayabilmek mümkün değildir. Kitabın konusu, İstanbul'dan Almanya'ya giden Raif Efendi ve orada tanıştığı Maria Puder arasındaki aşkı anlatıyor. Romanın bu kadar çok okunmasının temel sebeplerinden biri; iyi niyetli, içine kapanık, saf bir adam olan Raif Efendi ile Maria arasında yaşanan saf, temiz ve tutkulu bir aşk ve Sabahattin Ali'nin bu ilişkiyi okuyucuya sunmaktaki ustalığı olarak gösterebilirim. Roman iki bölümden oluşuyor: ilk 60 sayfalık bölümde anlatılanlar; aslında Sabahattin Ali'nin gerçek hayatta 2 yıl Berlin'de yaşamasından esinlenerek yazdığını söylemek mümkündür. Romanın asıl konusu olan ikinci bölümde ise: Raif Efendi'nin siyah kaplı deftere döktüğü; çoğu zaman hüzünleneceğiniz, belki ağlayacağınız tutkulu bir aşk hikayesinden bahsediliyor. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda ne kadar etkilendiysem, bu kitaptan da bir o kadar etkilendim.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
Acı!
9/10
·80 syf.··
2023 12. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2023 02:06
"Uğruna bütün hayatınızı hiçe saydığınız bir insan için eliyle umursamaz bir şekilde kovduğu küçük bir sinek kadar bile öneminiz olmadığını düşünün" Evet, düşününce nasıl da o verdiğiniz emeklerin, yaptığınız fedakârlıkların, gösterdiğiniz sevginin boşa gittiğini çaresiz ve ıstıraplı bir şekilde görebiliyorsunuz. Peki neden kendilerini; ailesini bile hiçe sayarak, bir anlık heves uğruna henüz daha tanımadığı bir insanın koluna atarlar? Bunun kendilerine vereceği zararı hiçe sayarak, gururunu ve itibarını yok sayarak bu yola girerler? Esra Erol ve Müge Anlı seyredenler bilir bu tarz insanların ne kadar fazla olduğunu ve yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile kendini o yola sürüklediklerini... Romanda, işlenen konuyu 3 bölümde ayırdım. İlk bölümde acıma, merhamet, umut ikinci bölümde sevgi, aşk, mutluluk son bölümde ise acı, çaresizlik, öfke gibi konular ele alınmış. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda olduğu gibi bu romanda da erkek olmasına rağmen bir kadının aşkını, heyecanını, nefretini o kadar güzel anlatmış ki Zweig, hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Avrupa'nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle karısı ile intihar ettiğini tüm Zweig severler biliyor diye tahmin ediyorum. Üstat, bu eserinde de yaşadığı olaylar yüzünden intihar edecek seviyeye gelen bir gencin, bir kadın tarafından yeniden yaşama bağlanması ama kumar bağımlılığını bir türlü yenememesini anlatıyor. Bu genç, intihar etme eşiğine gelip; tekrar hayata, kötü de olsa yaşamına devam edebilmiş fakat Stefan... Her zaman keşke yaşasaydı da, yazdığı onlarca kitabına yenilerini ekleseydi diyeceğiz... Saygı ve sevgiyle...
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Kızıl Panda Yayınları · 2021150,8bin okunma
Reklam