Hanife

Hanife
@libraryofvenus
“büyük çöküntü ve melankoli anları dışında neşeli”
Avuntusuz olmaktan korkmadan yaşadım. Parayı, gösterişi, önyargıyı, onun bunun sevgisini yaşamımın yerine koymadım. Yaşamak için yaşadım, avuntusuz, korkusuz, umutsuz. Gücüm yeterse yaşadığım gibi ölürüm bir gün de. Gene avuntusuz, gene korkusuz, ölümden, yok olmaktan başka bir şey beklemeyerek ölürüm.
1000Kitap
Reklam
Zamanla bedenin bir parçası haline gelen devamlı acılara, yüklere dayanmanın sırrı onların benimsenmesinde olsa gerek. Alışkanlıktan farklı bir şey bu benimseme. Belki de bu katlanma ve dayanma hali; kahramanlığa, kadere direnişe benzer duyguları içine aldığından mutluluğun kendisinden daha da çekici oluyor. Sonra o acı veren şeyin ortadan kalkışı insanın kendisine olan güvenini, sevgisini de yok ediyor. Ya da sırf kendisine ait bir kaderi taşırcasına benimsenen acının yokluğunun, sadece yokluğunun duyurduğu boşluk oluyor bu mutsuzluk duygusu.
1000Kitap
İki birim tamyorum: İnsan ve an. An bütün oluşların mekânıdır. İnsan da o anları yaşamıyla değerlendiren güç.
1000k
Çağımızın adamı için en önemli sorun ahlak normlarını düşünmek değil, kendi yarattığı değerleri sürdürebilmek olmalı. Yalnızlığı gibi, birse iki kişilik dünyasını da ses geçirmez yüksek duvarlar arasında yaşamayı kazanabilmelidir.
Günlük
Düşünceyi doğuran onu hazırlayan duygular alabildiğine coşkun olabilir ama düşünce sessizlik ve huzur içinde gelişirse sağlamdır. Korkuyorlar insanlar, korkuyorlar ve iyi dikilmiş elbiselerin, sağlam bir masanın, ürkmeye vakit bırakmayan bir iş temposunun arkasına saklanıyorlar. Dünyayı ve yaşamlarını, onlara asla sahip olamadıkları halde daha çok sevenler de dolu kadehler dikiyorlar önlerine ve kadehlerini boşaltıncaya kadar yılmaz olduklarını sanıyorlar. Bütün sorunun toprağa sıkı, sımsıkı basmak olduğunu kimse bilmiyor…
Günlük
Reklam