Bu kitabı bitireli bir iki saat filan oluyor, hislerimi yazmak için biraz beklemem gerekti. İnsan bir anda içini dökecek kelimeleri bulamıyor.
Bu kitap benim için çok değerli, çünkü bunu bana hediye eden kişi benim en değerlim. <3
İlk kez bu kadar samimi, insan olmanın getirdiği çelişkiyi çok doğal bir şekilde anlatan, cevaplardan ziyade sorularla boğuşturan bir kitap okuyorum. Günlük yazan biri olarak bu günlük şekilde yazılmış kitabı bir hayli kıskandım. Kendimle iletişimimi bu şekilde yalınkat tutabilmeyi çok istedim okurken. Başkasının hayatına tanıklık etmenin kendi hayatına da bir göz atmak olduğunu fark ettirdi bana kitap. O kadar duygulandım ki ağlamamak için kendimi zor tuttum, keşke yalnız olsaydım ve bir süre gözyaşı dökebilseydim…
Teşekkür ederim <3
Furûğ hep tanışmak istediğim bir şairdi. Bu tanışmayı mümkün kılan bu son kitabına ziyadesiyle minnettarım. Öyle zarif ve içten ki cümleleri, çok başka bir his bırakıyor söyledikleri. Anlatmak istediğini ne kadar anladım bunu bilemem ama yavaş yavaş, bazı cümleleri tekrar tekrar okudum, içime sindirdim, sanki Furûğ’un sesini duydum. Kalp kırıklığını da kadınlığını da taşıyarak, ardında bıraktıklarıyla hep el ele olmak istiyorum. Teşekkürler Furûğ, iyi ki geçtin bu dünyadan…
İran sinemasına ve şiirlerine bir kez daha vurulduğumu dile getirmek zorundayım; çok seviyorum!
Özdemir Asaf’ın şiirleriyle çok anlaşamıyorum galiba. Ama en sonda, kitaba da ismini verdiğini düşündüğüm “Yalnız’ın Durumları” pek bi güzeldi, okumasam eksik kalırdı.
Kargo bedava olsun diye sepete eklediğim kitap, yazarla tanışmama vesile oldu. İnsanı düşünmeye, sorgulamaya iten, bir şeylere karşı durmanın insana ne kazandırıp neyi götürdüğüne odaklanan, kısa ve öz bir öyküydü. Kesinlikle sevdim, gözlerim dolu dolu okudum. Vaktim olursa yazarın diğer kitaplarını da okuyup, kendisini yakından tanımayı istiyorum.
Çok meşhur, çok övülen bir kitaptı. Bu yüzden maruz kalmaktan sıkılıp okuyayım dedim, neden olmasın. Bir oturuşta bitti, altını çizdiğim yerler oldu falan ama abartıldığını düşünüyorum. Ya da bana hitap etmedi diyelim. Okumayı bitirdikten sonra birkaç incelemeye göz attım, yazar bunu 18 yaşındayken yazmış, böyle düşününce yazarın iç dünyasına tanıklık etmiş olduğumuzu düşünebiliriz. Sonuçta pek bir şey fark etmedi, diğer kitaplarını öncelikli olarak listeme ekleyeceğimi şu anlık sanmıyorum.