ş

Şule Gürbüz

5 üye
Takip
Bir ömür duası niyetine ...
“Hakka yürüdü, sırlandı, göçtü kervan oldu…” denecek insan olmak da, bunu görüp hakkını verecek ve diliyle ikrar edecek adam bulmak da zor artık. Belki de insanlar artık gerçekten ölüyor, kim bilir? Bu kadar rabıtasız yaşayan ve buna cümle âlemi tanık tutan zaten nereye sırlansın, nereye yürüsün? Bunu açık etmeyecek genel bir terbiye de yoksa, ancak ölünür, arkadan da öldü denir, bunu diyen de ölür, ona da öldü diyen bulunur. Allah bizi bu seyirden, bu tâbi buluş ve bulunuştan korusun da hiç değilse yürüyelim. Bir+Bir, sayı 20, Ocak 2013 Şule Gürbüz
Şule Gürbüz
hatırlatıldı.
Bizim içinde debelendiğimizi, bir cümlenin ipiyle kuyudan çekiyor. Kitabın boşluklarıma doluşuna doyamadım ve veda da edemiyorum. Şule Gürbüz satırlarında hayatın kenardalığının, söylenememişinin sözünü edebilmenin onarıcılığı var. Bu onarışın konforuna veda edemiyorum belki. Aziz diye başlayan kuyu cümlelerden elimde kendimle çıkmanın aynamsı bir konforu da bende kalmakta.#249955290
Şule Gürbüz
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okur'uyuz Yazar'ın: Şule Gürbüz
Serinin 4. Yazarını en sevdiğim yazarlardan biri olan Şule Gürbüz olarak seçtim. Şule Gürbüz okurunu kendi kuytularında gezmeye teşvik eden, gerçekleri sertçe çarpan diliyle, güldürmekten çok acı veren alaylarıyla ve yaşamla, insanlarla, toplumla ilgili sert ama haklı eleştirileriyle, en çok ama en çok da ölüm gerçeğini yüzüme çarpıp durmasıyla beni karamsarlığın dibine sürükleyen tek yazar. Yazdıklarının bana en çok düşündürdüğü şey şu: Kendi içine öyle çok bakıyor ki dışarıda olup bitenler ona kandırmaca geliyor. Ölüm var, diyerek hayatın oyun oluşunu hatırlatıyor. Okuruna da bu yönüyle tesiri altına alıyor. Aslında Şule Gürbüz'ün tarzında Oğuz Atay'ınkine çok benzeyen yönler mevcut. Her ikisi de içine dönmüş, kendileriyle konuşan, hayata ve insanlara yabancılaşan karakterler yazıyor. Ama Oğuz Atay'ın derdi var olmanın verdiği yük değil de insanlar tarafından anlaşılmamak, değer görmemektir daha çok. Bir de Oğuz Atay, sizi her ne kadar karamsar duygularla doldursa da yüzünüzü gülümsetecek bir alaycılıkla, yaratıcı bir çocuksulukla elinizden tutar. Böylece anlattığı şeylerin kahredici gerçekliğini yumuşatır. Şule Gürbüz bunu yapmaz. Onun isyankâr dili; daha sert, daha harap olmuş, tüm varlığa karşı yabancı hissetmenin acısını sonuna kadar tatmakta olan, tabiri caizse ölmüş bitmiş birinin ağzından dökülür. Bu yüzden hem çoğu okura hitap etmeyecek, hem de hitap ettiği okurların her döneminde (özellikle de çok depresif dönemlerde) okumaması gereken bir yazar olduğunu belirtmeliyim. Çoğu okura hitap etmemesinin sebebi elbette insanın o kökensel melankolisini, varoluş sancısını içtenlikle ve yılmadan tüm kitapları boyunca haykırıyor olması. Eğer okur kendini ve dünyayı anlamlandırma çabası içerisinde değilse, var olan her şeye uzaktan bakıp bakıp yabancılık çekmemişse Şule
Şule Gürbüz
vakit kaybetmeden kıyamet emeklisi alıntılarıma yönlendireyim sizi, hâlâ şaşkınım çünkü
Şule Gürbüz
Saatler, Saat Kültürleri ve Zaman Mefhumu
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2024 102. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 20:10
Bu kitabı okumaya dair tek motivasyonum kitabı Şule Gürbüz'ün yazmış olmasıydı. Yazarın az sayıda kitabı olduğu için bu bir araştırma kitabı da olsa okumak istedim, zamana dair anlatacaklarını da az biraz merak etmiştim. Kitabın çoğunda saatlerle, saatçilerle ve saat kuleleriyle ilgili bilgiler; Doğu'da ve Batı'da saat ve zaman anlayışına, saat kültürüne ve bireyin göreceli zaman algısına dair fikirler bulunurken bazı yerlerde Şule Gürbüz'ün edebiyatına rastlanıyor. Beni de bunlar çekti zaten. Bu arada birçok eski saat fotoğrafı var kitapta. Bazıları çok ihtişamlıydı. Saatlere ilgi duyanlar kesinlikle bakabilir. * Saate Bakmak adlı şu bölüm, kitapta en sevdiğim bölüm oldu: #256853085 Şule Gürbüz'ün kalemini seviyorsanız bu kitabını okumaktan geri durmayın bence, kısa bir kitap.
Şule Gürbüz
Saat KitabıŞule Gürbüz · Milli Saraylar Yayınları · 201180 okunma