Bir burukluk hissiyle bitiriyorum kitabı. Sonlara yaklaştıkça okuma hızım düştü; sanki karşılaşacağım gerçekliği sezinleyerek karşısında direnç gösteriyordum. Cinsel dönüşüm kitaba ustaca sindirilmiş; sınıfsal farklılıklar ise sürekli olarak hissediliyor. Ayna karşısında gülüşünü değiştirmeye çalışması beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu. Kitabın bir yerinde şöyle yazıyor:
"...farkın ne kadar gerçek olduğunu ve kendini sadece parada değil, her yerde, düşünme, yürüme, nefes alma biçimlerinde gösterdiğini, bu denli her yerde olduğunu hissetmek..."
Sessizlikte bile eşitliğin olmaması...
DeğişmekÉdouard Louis
Hayatımın hikayesi peş peşe bozulan dostluklardan oluşuyor... Ben kendimi dönüştürmek için savaşıyordum, onlar aynı takıntıya sahip değildi, onlarla tanıştığımda ne idiyseler öyle kaldılar ve sonra birdenbire, artık birbirimize benzemiyorduk...
Dilinin sahiciliği kalbime saplanıp birkaç tur dönüyor, acıdan beynime yayılan hazla gözlerim giderek büyüyerek ilerliyorum satırlarda seke seke.
"Leyal'in sırtında deniz kabuğu, deniz kabuğunda bir tamam umut, Hiçkuşu'yla gaga gagaya vermiş umudu şehrin üstüne sere sere uçmuş, boşalan kabuğu denize bırakmış, tepeler, dağlar aşa aşa uçmuş da uçmuşlar.
Peki o zaman, neden gökten elmalar düşmemiş, kerevetlere çıkılmamış?"
Dilerim gökten elmalar hiç düşmez, kerevetlere hiç çıkılmaz, yerin yüzü mavi koca bir kanat çırpışı olur, tepeler dağlar denizlerce... Huuuuuuuuuuu.
Okunmalı.
Uzun süredir okuduğum en akıcı kitaptı.
HiçkuşuMelike Koçak