10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 02:26
Bu kitap bana şunu hissettirdi: kimse tam olarak kötü değil ama kimse de tam olarak iyi değil. Herkes bir şeyleri doğru yaptığını sanıyor ama sonuç hep bir yerlerde kırılma oluyor. İza’yı okurken en çok şunu düşündüm: dışarıdan bakınca güçlü, düzenli, mantıklı biri ama iç dünyasında duygulara yer yok gibi. Seviyor ama göstermiyor, sevdiğini düşünüyor ama karşı tarafın ihtiyacını göremiyor. Bence en büyük sorun da burada başlıyor zaten. Antal’ın yanında olan hizmetçi kadına bile üzüldüm mesela… kaba, kibirli gibi görünen insanların bile bir geçmişi var. O kibir aslında bir şeylerin üstünü örtme şekli gibi geldi bana. İnsanlar kolayca “kötü” olmuyor, birikiyorlar. Antal ve İza ilişkisi de çok tuhaftı. Sevgi var ama iletişim yok. Aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşamak… en yorucu tarafı buydu bence. Konuşsalar bile birbirlerine ulaşamıyorlar. Duygular var ama kelimeler eksik. Lidia ve Vince meselesi de şunu gösterdi bana: bazı insanlar sadece “anlaşılabildikleri” yere gidiyorlar. Vince Lidia’da bir sıcaklık buluyor, bir bağ kuruyor. Bu bence romantikten çok “anlaşılma ihtiyacı”. Domokos’un uzaklaşması da boşuna değil gibi. İza güçlü ama duygusal olarak kapalı. İnsanlara iyi davranıyor ama kendini vermiyor. Bu yüzden insanlar ona yaklaşıp sonra geri çekiliyor. En sonunda şuna kaldım: İza aslında yalnız bırakılmadı, yavaş yavaş yalnız kaldı. Çünkü etrafında insanlar vardı ama kimse onun içine giremedi, o da kimseyi içine almadı. Ve kitabın en ağır tarafı şu: Bazen insanları sevmenin doğru yolu, onları gerçekten anlamaktan geçiyor… sadece “iyi yapmak” yetmiyor.
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma
Orkide Evi
8/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 19:39
Trajik ama umut veren. Okurken bir şeyler katan. Günümüz ve İkinci Dünya Savaşı zamanında yer alan. Cinsel kimliğini bile kazanamamış bir asilzadenin öyküsü ve yaşanabilmiş en ağır acıları sevdiğini kaybeden torununun hikayesi.. Aile, ,savaş, sır, gizem, sadakat temaları ile kurgulanmış Tayland'a kadar uzanan müthiş bir hikaye. Kitaptaki tüm karakterlere bence adeta hayat verilmişti. Julia, Kit, Hary, Lidia, Olivia, Billy, ve Elsie hepsini hayalinizde tek tek canlandırabiliyorsunuz. Hikaye günümüzden başlayıp İkinci Dünya Savaşının karanlık günlerine Tayland'ın egzotik güzellikteki orkidelerine kadar dayanıyor. Gerçek aşkı ve ailesi arasında seçim yapmak zorunda kalan bundan hep pişmanlık duyan bir erkek. En sevdiği oğlu ve kocasını bir trafik kazasında kaybeden bir anne ve eş. Laneti gibi gördüğü yeteneği sayesinde küllerinden yeni aşkı ile tekrar doğan bir kadın. Sevdiği kadını uyuşturucu yüzünden kurban veren bir erkek. Ona zor zamanında el uzatan çok sevdiği arkadaşına çocuğuna kol kanat germek zorunda kalan bir genç adam... Bu uğurda sevdiği kadını kaybetme riskine girmesi. Onu kazanması tekrar kaybetmesi... Hayata dair her şey vardı bu romanda. Okurken adeta bir film akıcılığı ile seyrediyorsunuz... Tavsiye ederim keyifli okumalar.
Orkide EviLucinda Riley · Pegasus Yayınları · 2013132 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·336 syf.··
2026 5. kitabı
Gelelim o trajik kitaba..Aslında pekte trajik değil ön yargıyı kırmak gerek sadece.. Adam Silvera Ve Sonunda İkisi de Ölür adlı eseri, isminden itibaren okuyucuyla dürüst bir anlaşma yaparak hikâyenin sonunu bir gizem olmaktan çıkarıyor ve odağı "nasıl öldüğümüzden" ziyade "nasıl yaşadığımıza" dair derinlemesine, varoluşsal bir analize kaydırıyor. Alternatif bir New York atmosferinde, insanlara ölecekleri günü haber veren "Death-Cast"(Ölüm habercisi) adlı kurumun yarattığı deterministik (belirlenimcilik) evrende geçen anlatı, aslında modern insanın teknolojiyle çevrili yalnızlığına ve kaçırılmış fırsatlara tutulan bir ayna niteliği taşıyor. Hikâyenin merkezindeki Mateo ve Rufus, birbirine tamamen zıt iki karakter prototipini temsil etse de "Son Arkadaş" uygulaması üzerinden kesişen yolları, onları 24 saatlik bir zaman dilimine bir ömürlük deneyim sığdırmaya zorluyor; Mateo kendi güvenli duvarlarını yıkarak hayatı ilk kez kucaklarken, Rufus ise geçmişin travmatik öfkesinden sıyrılarak gerçek bir bağ kurmanın huzuruna erişiyor. Yazarın kurgusal dünyayı inşa ederken kullandığı "kelebek etkisi" tekniği, yan karakterlerin hikâyelerini Mateo ve Rufus’un yolculuğuna görünmez iplerle bağlayarak toplumsal bir kolektif bilinci ve her bireyin bir diğerinin kaderindeki kritik rolünü vurguluyor. Silvera’nın yalın ama duygusal yoğunluğu yüksek üslubu, zamanın bir kum saati gibi aktığını hatırlatan saat başı başlıklarıyla birleşince, okuyucu sadece bir gençlik dramı okumuyor; aynı zamanda cesaretin korkunun yokluğu değil, korkuya rağmen adım atmak olduğunu, vedaların aslında yaşanmış bir hayatın en somut kanıtı olduğunu ve asıl trajedinin ölmek değil, yaşamayı ertelemek olduğunu anlatan felsefi bir manifesto ile yüzleşiyor. Bu analiz ışığında kitap, kaçınılmaz sona doğru koşan
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,084 okunma
İza'nın Şarkısı
Puan vermedi·224 syf.··
2026 21. kitabı
Dikkat, spoiler içerir. Kendi bencilliğinin sevgi olduğunu sanmak ne korkunç bir yanılgı.. En sevdiklerim dediğin insanların, seni bu hayatta var eden insanların senin yanında bırak bir davranışta bulunmayı açıkça düşünce ya da tercih belirtememesi ne acımasız bir sevgi diktatörlüğü.. İzayı sadece anne babasından dinlerseniz, yahu maşallah ne akıllı kız, ne isabetli kararlar alıyor, ne düşünceli, ne çalışkan diyerek başlıyorsunuz okumaya. Sonra başka karakterler de dahil oldukça , İza'nın hayatına girmenin bir kafese girmek gibi olduğunu farkediyorsunuz. Kitabı okurken Etelka ve Vince'e bağırıp sesimi duyurmak istedim. Konuşun , söyleyin, istemiyorsanız yapmayın demek istedim. İza ister bir savaş kahramanı olsun ister projeleriyle bir halk kahramanı. Ya da isterse bir dilekçe ile babasının itibarını iade ettiren hayırlı bir evlat. Hepsi için İza'nın tek bir ortak yanı var. Onları onayından geçmeye mecbur bırakıyor. Duygusuz, işkolik, kontrolcü karakterin teki. Yapılması ve yapılmaması gerekenleri sadece o biliyor. Ve ne şanslı ki buna rağmen çok seviliyor, takdir görüyor. Annesinin onun yüzünden yaşamaktan vazgeçtiğini anlasa da suçu bir sarhoşa atacak kadar kendini aklamak derdinde. Herşeyi bilen İza... Magda Szabo duygu durumumuzda ve düşüncelerimizde inişler çıkışlar, gelgitler yaratacak cümleleri ustalıkla seçmiş. Tüm karakterlerin bakış açısını ayrı ayrı okumak güzeldi. Özellikle de son sayfalarda eski kocası Antal'ın cümleleri ve hemşire Lidia'nın kendi aydınlanmasını da içeren tespitleri. Beni en etkileyen bir kaç cümleyi de aşağıya bırakıyorum. İyi okumalar.. Senin bir bencilden başka bir şey olmadığını, kendini ancak işini aksatmayacak ölçüde verdi­ğini anladığımda umutsuzluğumun olanca gücüyle hıçkıra hıçkıra ağladım. Ama sen hıçkırıklarımı duymadın;
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma
10/10
·336 syf.··
2026 27. kitabı
Bu adamın kitapları her defasında beni hem şaşırtıyor hem de fazlasıyla duygulandırıyor. Her kitaptan sonra başka kitabını okumicam, yeter artık diyorum ama yine duramıyorum Mutlu sonları seven okurlar kesinlikle bu yazardan kitaplarından uzak dursun Gelirsek bu kitabımıza. Distopya, dram ve gençlik üçlüsü çok güzel harmanlanmış. Okurken keyifle okudum. Yer yer kahkalar, yer yer göz yaşları eşlik etti sayfalarca. Ama beklenen sona yinede kendimi hazırlayamadığımı son sayfaya gelince anladım. Mateo ve Rufus ikilisinin yolculuğu 24 saate sığmayacak kadar güzeldi. Keşke diyorum farklı bir son olsaydı… Biraz konusuna değinecek olursam. Ölüm Habercisi olarak bilinen bir kuruluş insanlara ölecekleri günü son an haber vermektedir. O gün içinde ne zaman ya da ne şekilde öleceğiniz ise bilinmemektedir. Son 24 saatinizi iyi değerlendirmek ya da oturup ölümü beklemek ise size kalmıştır. Mateo ve Rufus aynı gece ölüm habercisinden telefon alan ve öleceklerini öğrenen iki yabancıdır. Ancak hayat bu telefondan sonra yollarını kesiştirmeye karar verir. Mateo, biraz korkak, biraz çekingen ve bolca içine kapanık yaşan bir gençtir. Annesi doğumda ölmüş, babası ise yoğun bakımda hayat savaşı vermektedir. En yakın dostu Lidia dışında sosyal hayatı yoktur. Rufus ise bir kaç yok önce tüm ailesini bir kazada kaybettikten sonra koruyu aile ile yaşamaktadır. Sosyal, biraz agresif ama hayatı yaşamayı seven bir gençtir. Ve bu ikili öleceklerini öğrendikten sonra Son Arkadaş isimli uygulamada tanışır. Bu noktadan sonra olaylar gelişmeye başlar. Rufus, Mateo’yu saklandığı odasından çıkartır ve son saatlerini birlikte geçirmek için yollara düşerler. Sevdikleri ile vedalaşmaları, yapmak isteyip yapamadıkları, son arzuları ve korkularının üstüne gidişleri ile ilerliyor kitap. Serinin ilk
Ve Sonunda İkisi de ÖlürAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 20194,084 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 22:41
34 yaşında, 12 senelik evli ve 2 çocuğu olan Aldo, 19 yaşındaki Lidia ya aşık olur. Ve ailesini terkeder... Hikayemiz böyle başlıyor. Bu terk etmenin üzerine karısı nın Aldo'ya "saçmalama Aldo ve geri dön" minvalindeki mektuplarını okuyoruz. Sonrasında olayları ve duyguları tek tek hem Aldo'nun hem karısının hem de çocuklarının bakış açısındna okuyoruz. Bu anlamda Şermin Yaşar ın Söyleme Bilmesinler kitabına bir tık benziyo diyebilirim. İnsan bazen kadın olmayı, erkek olmayı, koca, karı, anne ve baba olmayı da sorgulayabilir. Yorulabilir, düşebilir, çaresiz kalabilir. Ama bizi biz yapan ve çocukluğumuzdan taşıdığımız öyle izler vardır ki, bu durum olaylar karşısındaki tavrımızı çok etkileyebilir. Hatta bazen olaylar sırasında değil de her şey bittikten sonra çok daha başka düşünmemize sebebiyet verebilir. Bu kitapta da bunu gördüm. Bazı bağlar siz istemeseniz, çözmek isteseniz bile oradadır. Kitabı çok beğendim zaten çok kısa ve hemek bitirebileceğiniz bir kitap. Evlilik, sadakat, özgürlük gibi konuları farklı perspektiflerden irdeliyor Not:Yazar aynı zamanda İtalya'nın en prestijli edebiyat ödülü Strega sahibidir
Edebiyat
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,129 okunma