Şimdi kitap bitti ve araştırınca anladım ki, aslında kitapta her sayfa iki farklı kişinin hikayesini anlatıyormuş. Yani bir olay var ve biz o olayı iki kişinin gözünden okuyoruz. Her sayfada anlatıcı değişiyor. Keşke önce birinci kişinin yazdığı tüm bölümleri bitirip sonra diğer kişinin yazdığı şeyleri okusaydım, bence daha mantıklı olurdu. Çünkü ikisini aynı anda okumak benim için kafa karıştırıcı oldu. Açıkçası pek anlamadım.
Eğer bu kitaba bir şans daha verirsem, ikinci kez okurken bu şekilde okuyacağımı düşünüyorum.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,1bin okunma
Kitabı dün bitirdim ve eğer bir yorum bırakacaksam, bence hepimiz hayatımızın bir döneminde platonik bir aşk yaşamışızdır. Sosyal medyada görüp beğendiğimiz biri, okuldan biri vesaire… Yaşadık ve belki de kendimize sorduk: “Nasıl böyle bir şey olabilir? Bu sevgi nereden geliyor?” Ya da hiç görmeden nasıl böyle duygular hissedebildik?
Kitabı okuduğumda, “Evet, ben de böyle hissetmiştim” ya da “Ben de bunu yaşamıştım” dedim. Yani bence bir kitap insana böyle bir his veriyorsa, kesinlikle okunmaya değer.
Zaten kitap kolay okunuyor, hiç zor değil. Alıntılarına ise bayıldım. Çünkü bana çok gerçek geldi, kendimi bir süre o satırlarda buldum.
Ve hoşuma giden en önemli şey şu oldu: Öykü, belki gerçekten bir aşk hissetti, belki bu sadece platonikti… ama en azından yolun sonunda kendini buldu. Gerçeklerle yüzleşti ve bundan sonra önce kendini sevmeyi öğrenmesi gerektiğini fark etti.
Bu arada, ben Öykü’nün yerinde olsam, kafamda ve kalbimde bir şeyleri tamamen bitirebilmek için bende hoşlandığım kişiyle yüzleşmeyi seçerdim.