I have laid hands on you again—banal and pathological and frantic and divine, my written unconscious! You have forced me to my knees again! Here I am, say what you have to say!
“This saying is silent like the gentle wind in the leaves.”
Can you construe it for me, you astonishing being?
“The greatest comes to the smallest.”
( Elimi yeniden sana uzattım, sıradan, patolojik, çılgın ve ilahi yazıyla yazılmış olan bilinçdışım! Beni yeniden dizlerimin üzerine çöktürdün! İşte buradayım; söyleyeceklerini söyle!
“Bu söz, yapraklar arasından esen hafif rüzgâr gibi sessizdir.”
Ey beni şaşkına çeviren; Bunu benim için yorumlayabilir misin?
“En büyük olan, en küçüğe gelir.” )