Nuh,gemisinin Ağrı Dağına varmasını kutlarken sarhoş oldu,uyandığında bedeninde bir eksiklik vardı.İncilin değişik versiyonlarından birine göre oğlu Kam onu uyurken hadım etmişti.Tanrı,Kam'ı lanetledi ve onun oğulları hatta oğullarının oğulları asırlar boyunca kölelik yapmaya mahkûm edildi..
Kam'ın zenci olduğu muhtemelen onaltıncı ya da onyedinci yüzyıla köleciliğin Avrupanın en önemli ticaret kolu olduğu döneme rastlıyor.O andan itibaren zenci ticareti ilahi bir saygınlık ve sınırsız bir varlık kazandı.
Akıl dinin,din de zulmün hizmetindeydi:
köleler zenci olduğu için Kam'ın da zenci olması gerekiyordu.Kölelerin çocukları da zenci olduğundan doğuştan köleliğe yazgılıydılar,
zira Tanrı asla hata yapmazdı
Eski İbranilere göre insanların konuştuğu dillerin farklılığı ilahi bir cezaydı.Ancak Tanrı bizi cezalandırmak isterken tek bir dilin sıkıcılığından kurtararak belki de bize bir iyilik yaptı.
Eski Meksikalılara göre bunun başka bir hikâyesi var.Denizin ikiye ayrıldığı yerden yükselen Chicomoztoc Dağının içinde yedi mağara olduğundan sözederler.Bu mağaraların her birinde bir tanrı hüküm sürermiş.İlk halklar bu yedi mağaranın toprağı ve yedi tanrının kanıyla yoğrulmuş
Her halk hâlâ kendisini yaratan tanrının dilini konuşur.İşte bu yüzden diller kutsaldır ve sözlerin müziği farklı farklıdır.
Bir baş ağrısından bir tanrıça doğabilir.
Mesela Athena babası Zeus'un baş ağrısından tomurcuklanmış,sonra da bu tomurcuk açılınca doğum tamamlanmıştı.Athena bir annesi olmaksızın dünyaya gelmişti.
Yaşam,isimsiz ve anısızken yapayalnızdı.
Elleri vardı ama dokunacak kimsesi yoktu.
Ağzı vardı ama konuşacak kimsesi yoktu.
Yaşam hiç bir çağ ile tanımlanamıyordu henüz.
İşte o zaman arzu yayını gerdi, fırlattığı arzu oku yaşamı ikiye böldü ve yaşam iki kişi oldu.
Bu ikisi buluştu ve gülüştüler..