Bireylerin sürülerinden uzaklaşması durumu pek çok hayvanda benzer şekilde görülür. Özellikle çiftleşme dönemi geldiğinde bulunduğu grubun belli üyeleri farklı topluluklara yönelir. Bu davranışın temel amacı, ensesti yani yakın akraba çiftleşmesini önlemek dolayısıyla genetik çeşitliliği korumaktır. Bu durum ise evrimsel biyolojinin en hayret verici noktalarından biridir. Çünkü görünüşte bilinçli gibi davranan bu durum aslında sadece doğal seçilimden doğmuş bir adaptasyondur.
Hayvanlar “anneyle çiftleşmeyeyim” diye düşünmezler. Ancak doğal seçilim, tesadüfi olarak yakın akrabayla çiftleşmeyen bireylerin soyunun daha sağlıklı olduğunu fark ettirir. Bu durumsa sonuçların seçilim üzerindeki etkisiyle ortaya çıkar. Yakın akrabayla çiftleşenlerin yavruları daha zayıf olur, hastalıklara daha açık ve bağışıksız hale gelir. Hatta yavrular ölü doğar. Buna karşılık farklı gen havuzlarından gelen eşlerle çiftleşenlerin yavruları daha güçlü olur ve hayatta kalma olasılığı artar. Evrimsel biyoloji bu şekilde işler ve doğal seçilim sadece güçlü soyları korur.
Uzun vadede, ensest eğilim göstermeyen, yani tesadüfen sürüden uzaklaşma eğilimi olan bireyler daha çok yaşar. Böylelikle de daha çok ürer. Bu davranışı destekleyen genler, nesilden nesile aktarılır ve böylece sürüden uzaklaşma eğilimi popülasyonda aslında bilinçliymiş gibi yayılır. Doğada bu süreç sanki akıllıca planlamış gibi görünür, ancak aslında bu, milyonlarca yıl süren deneme-yanılma ve elenme sürecinin bir ürünüdür.
Sürüden ayrılma davranışı öğrenilmez; genetik olarak kodlanmış bir içgüdüdür. Bu içgüdü, milyonlarca yıllık doğal seçilim sürecinde ensesti önleyen bir adaptasyon haline gelmiştir. İnsan türü de tıpkı diğer memeliler gibi, yakın akraba çiftleşmesinin genetik zararlarını evrimsel süreçte öğrenmiştir.