sonuçları tartışıyoruz, nedenleri tartışacağımıza. önemli nokta şu: insan, varoluşunun temel nedenini kavramamışsa bu dünyaya neden geldiğini ve ömrünü neden burada yaşadığını bilmezse, o zaman işte dünya zorunlu olarak buıgün içinde bulunduğumuz koşullara sürüklenmiş demektir. insanlık, daha " aydınlanma çağında" hiç ilgilenmemesi gereken konularla ilgilenmeye başladı. bilmek, öğrenmek isteği, insana özellikle erkeğe egemen oldu. ayrıca kadın, erkek kadar bilime susamış değildir. peki , ne oldu? insanlar kör gibi çevrelerini ellemey başladı. ellerinden başka çevrelerini algılayabilecek uzuvları yokmuş gibi davrandı. bu dünya ile ilgili o denli şey öğrendik ki toplumsal bir uyum kazanmamız mutluluğumuz gerekirdi. hayır, tam aksi. yeryüzü hakkında ne kadar çok bilgi edinsek de bununla uğraşan uzmanlarımız giderek atalarımızın bildiklerinden daha azını kavradığımızı saptıyor. bizler yanılgıların gücü altındayız. yeryüzü üzerine çok şey bildiğimize karar verdik. ama hiçbir şey bilmiyoruz. dünyanın küçük bir kesiti üzerine bildiklerimiz bütünü için yetmiyor. çünkü yeryüzü sonsuz.