sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul'a
ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldu icabında
akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan
ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak
uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım
senin için şiir yazacaktım istanbul
ismini ağrı koyacaktım
oysa bir şiir neydi sanki
yer içer sevişir miydi sanki bir şiir
hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?
fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?
rakı içebilir miydi samatya'da?
bir şiir uyur muydu kuş gibi?
başını alıp da kanatlarının altına?
oysa bir şiir neydi sanki?
ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun istanbul?
eğer sanatçılar, öğrenciler ve blues sanatçıları melakoliyle en kolay bağdaştırılanlarsa bunun sebebi doğru düzgün hissetmesi zaman alan bir duygu olması. belki biraz kendinin farkında biraz kendini beğenmiş ama hepsinden çok ambalajını açarken dikkat edilmesi gereken kendine acıma, nostalji, ve pişmanlık gibi her katmanı dikkatlice incelenmesi gereken bir duygu. billie holiday" şeker kaplı perişanlık" hakkında şarkılar söylerken haklıydı. merkezinde kayıp olabilir ama nefis bir şekerleme gibi tadını çıkarıyoruz:ender bir keyif biraz sarhoş edici. tek riski bağımlılık yapabiliyor olması.