Düşünün ki bir ilim adamı ömrünü vererek bir fikir sahibi oluyor, sonra onu bir kitleyle paylaşırken karşısına liseliler çıkıp "Hayır, öyle değil, bence böyle, ben böyle düşünüyorum..." diyebiliyorlar.
Niçin? Çünkü herkesin fikrine saygı duyma dini yarattılar. Biri çıkıp "Bence şöyle..." deyince konu hakkında ehliyeti var mı yok mu diye bakmadan herkesi herkese onaylattırıyorlar!
Liseliler, çoğunlukla mezuniyet sınavlarından sonra toplanıp ders kitaplarını törenle yakarlar.
Neden? Bunun anlamı nedir?
Manen ölmüş okullarımız dinamik düşünce yerine öğrencilere kuru ve sıkıcı okul kurallarının tozunu sunarlar. Okul öğrenme arzusu, öğrencilerde bilime karşı ilgi uyandırmıyor. Bilime değer vermelerini ve onu anlamayı öğretmiyor. Bilime karşı sevgi ve açlığın olmadığı yerde ne bilim ne de bilim insanları var olabilir. Aynı şekilde estetik duygusuna, güzele ihtiyaç duyulmadan sanat da olmaz.
Düşünün ki bir ilim adamı ömrünü vererek bir fikir sahibi oluyor, sonra onu bir kitleyle paylaşırken karşısına liseliler çıkıp "Hayır, öyle değil, bence böyle, ben böyle düşünüyorum.." diyebiliyorlar.
Niçin? Çünkü herkesin fikrine saygı duyma dini yarattılar. Biri çıkıp "Bence şöyle..." deyince konu hakkında ehliyeti var mi yok mu diye bakmadan herkesi herkese onaylattıriyorlar! Zihin jimnastiği, reddetme, fikrini ilân etme hakkı, itiraz ederek kendini ortaya koyma hâli, kurulan kişiliklerin en büyük silâhları... Allah'ın, doğanın, kültürlerin ortaya koyduğu hakikatlerin yerini kişilerin hakikatleri aldı.