Lisette iki ölünün adını taşıyordu. Bana bir teki verilmişti. Anne tarafından büyük anneminki. Ben doğmadan kısa süre önce ölmüş. Erkek kardeşlerim savaşta öldürülen kuzenlerin adlarını almışlardı. Annemin adı da, tanımadığı, doğururken ölmüş bir kuzininin adıydı. Bu ölüler dünyasında tek kelime etmeden yaşıyorduk.
Aniden, mutfağımda oturdugumu fark ediyorum. Paris‘teyim. Küçük, görünmez yuvamı oyduğum ve bana asla karışmamasına özen gösterdiğim öteki dünyadayım. Gözleri inanılmaz sıcak bakan küçük bir kız elimi tutup kemikleri çıkmış parmaklarımı hafifçe okşayarak, iki yüzü iki çeşme ağlıyorum. Her şeyi anlattığımı, söylediğimi de fark ediyorum. Lisette, annem, yağmur, hakarete uğramış güzellik, velhasıl, ölmüş annelerin ölü bebeklerine yeniden doğma isteği veren yazgının demir eli. Sarsıla sarsıla ağlıyorum. Uzun uzun, iri iri gözyaşları akıtıyorum. Kafam karışık ama Paloma‘nın üzgün ve sert bakışlarının hıçkırıklarımı ısıttığım sıcaklık kuyusuna dönüşmesi karşısında anlaşılmazcasına mutluyum. 
Sayfa 263 - Kırmızı Kedi Yayınları | 10. Basım·Kitabı okudu
Hep o yağmurlu, hep o ölüler…
Lisette iki ölünün adını taşıyordu. Bana bir teki verilmişti. Anne tarafından büyük anneminki. Ben doğmadan kısa süre önce ölmüş. Erkek kardeşlerim savaşta öldürülen kuzenlerin adlarını almışlardı. Annemin adı da, tanımadığı, doğururken ölmüş bir kuzinin adıydı. Bu ölüler dünyasında tek kelime etmeden yaşıyorduk. 
Sayfa 261 - Kırmızı Kedi Yayınları | 10. Basım·Kitabı okudu
Kız kardeşime ölü doğmuş bir büyüğünün adını vermişlerdi. Onunki de ölmüş bir halamın adıydı zaten. Lisette güzeldi. Ben, daha küçük bir çocukken bunun farkındaydım.
Sayfa 260 - Kırmızı Kedi Yayınları | 10. Basım·Kitabı okudu