Bazı devletler ağır krizler geçirip mahvolur, bazılarıysa yöneticilerinin akıllıca davranması sonucu toplumlarına rahat bir yaşam sağlar. Her iki durumda da yöneticiler öndedir ama işin sadece yöneticilerde bitmediğini, toplumun her bireyinin bunda katkısı olduğunu da unutmamalı. Erkeği kadını, yaşlısı genci, köylüsü kentlisi, beyin ya da kas gücüyle çalışanı, herkes ama herkes ‘’Toplumu daha ileriye nasıl taşırız?’’ diye düşünmelidir.
Belki de tek başınalıktı insana yakışan… En doğru seçimdi belki de… Tek başınalıktan kaçtığımız için bir şeylere sığınıyorduk. Varoluşumuzun ağırlığı altında ezilirken acımızı hafifletecek, tutunacak bir şeyler arıyorduk. Avunuyor, boşlukları dolduruyor, anlamsızlığı anlamlandırmak için çırpınıyorduk. Her şey yine karmakarışık…
Bardağını doldurmaya giderken bir deprem olsa, acaba insanlar enkazda kalanlara da dillerine, dinlerine, unvanlarına, o’cu, şu’cu, bu’cu olmalarına bakarak mı yardım edeceklerdi, diye düşündü. Ne de olsa insanlık bu hale gelmişti.