İnsanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar zaten. O zaman duygular daha da incelip güçlenir. Başkalarının acısını içimizde daha derinden duymalıyız!…
Sevme sanatının uygulanmasında disiplin genel gereksinimdir. Çağdaş insanın disiplini öğrenmesinin hiç de güç olmayacağı düşünülebilir. O her gün 8 saat son derece disiplinli, katı bir şekilde programlanmış bir işte çalışmıyor mu? Ne var ki burada önemli olan çağdaş insanın iş saatleri dışında öz disipline çok az sahip olmasıdır. Çalışmadığı zamanlar aylaklık etmek,rahatlamak,daha yerinde bir deyimle <gevşemek > istemektedir. Bu aylaklığa duyduğu istek programlı yaşama duyduğu bir tepkidir. İnsan her gün 8 saat amaçladığı biçimde tüm enerjisini harcamak zorunda kalırsa başkaldırır ve bu isyankarlığı çocuksu bir kendi isteklerine düşkünlük biçimini alır. Ardından baskılı yönetime karşı verdiği savaşın,onun tüm disiplinlere karşı, akılcı olmayan otoriteler tarafından zorlananlara da,kendisinin kabul ettiklerine de güvensiz kılar.Fakat böyle bir disiplin olmazsa yaşamda dağınıktır altüst olur ve belli bir noktada yoğunlaşma sağlanamaz.
Bir insanın bilgisi, düşünceleri, mantığı, ahlakı, hülasa her şeyiyle bir bütün olduğunu anlayan yok. Bu muhtelif taraflar bir insanda ne kadar ayrı çehre gösterirse göstersin, bir noktada birleşir ve bir ahenk vücuda getirirler. O noktada şahsiyet dediğimiz şeydir.