İnsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaprağına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin ayak altından çekileceği münasip bir zamana erteler durur insan. Okulu bitirince, işe girince, evlenince, çocuklar büyüyünce… sonra genellikle o gün gelemeden de ölür. Hesabı yanlış yaptığını ölmeden kısa zaman önce anlar aslında. Ömrünün, adını yaşlılık denen o buruk zamanında. Hem bekleyerek geçen yıllarına hem de artık gelemeyecek olanlara ağladığı, hani etrafındaki gençlerin gözünün neden hep yarı yaşlı durduğunu anlamayıp bir tür göz hastalığı sandığı zamanlarında. Çok geç kaldığında.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Senin aşkın senin.Sana ait.Aşkını reddetse bile onu değiştiremez.Sadece ondan faydalanamaz,hepsi bu.Verdiğin,Momo,sonsuza dek senindir.Sakladığın ise ebediyen yitmiştir!
Bütün kadınlar yalanların,dolanların kurbanıydı.Erkekler kadınları aldatır,aldandıkları için de onları cezalandırır;aşağılar,bu kadar düştükleri için cezalandırır;evlenmeye zorlar, sonra da ömür boyu hizmetçiliğe, küfürlere ya da dayağa mahkum ederlerdi.
Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım.Biri beni daha ağzımda sütü kurumamışken evlatlık vermişti, diğeri de beni on üç yaşımda ilk anneme iade etmişti. Ayrılıkların, yalancı ya da gerçeği söylemeyi reddeden akrabaların, mesafelerin kızıydım.