Bir gün Peygamber Efendimiz
(s.a.v), mescitte otururken bir
sahabesiyle karşılaşır: Tufeylbin
Amr ed-Devsf. Yemen taraflarından
gelen, şirleriyle tanınanbir
adamdır. İslam'la ilk tanıştığında
kavmi onu dinlememesi için
"Muhammed'in sözü büyüdür,
yaklaşma!" diye uyarmışlardi. Hatta
Tufeyl, lk gün Mekke'ye geldiğinde,
etkilenmemek için kulaklarına
pamuk tikamış.
Ama kaderin cilvesi bu ya, Kabe'nin
yanında Efendimiz'in okuduğu
ayetleri duyar. O ses öyle bir
sükûnet, öyle bir hakikat taşır ki..
"Ben şairim, doğruyla yanlışı ayırt
ederim," der içinden. Pamukları
çikarır yaklaşır ve dinler:
Sonra Efendimiz'le görüşür,
konuşur, Islam' kabul eder. Kendi
kavmine döner, ""Size bir nur
getirdim!" der. Ama kavmi yine
direnir. Yillarca uğraşır, neredeyse
bıkınlik noktasına gelir.
En sonunda bir gün tekrar
Peygamberimizin yanına gelir-ve
şöyle der:
"Ya Resûlallah, Devs kabilesi bana
inanmadi. Onlara beddua et!"