Sadece erkekler ve çocuklardan oluşan küçük cenaze alayı, nar yığınları, taksiler ve develer arasından dolaşarak pazar boyunca ilerledi, acıklı seslerle kısa bir duayı tekrarlıyorlardı.Sinekleri çeken, cenazelerin burada asla tabuta konmaması.Bir bez parçasına sarılıp ağaç dallarından derme çatma bir sedyenin üstüne yerleştirilen ölüyü genellikle dört arkadaşı sırtlanır.Mezarlığa ulaşınca iki karşış derinliğinde dikdörtgen bir çukur açıp cesedi içine bırakır, topaklı, parçalanmış tuğla gibi kuru toprakla üstünü şöyle bir örterler.Çukura mezar taşı, isim, kişinin yattığı yeri gösteren bir işaret konmaz. Mezarlık, tümsekli toprakla kaplı harabe bir inşaat alanına benzeyen kocaman bir ıssızlıktır.Cenazeden birkaç ay sonra kimse akrabasını nereye gömdüğünden emin olamaz.