"Kaçmak arzusuydu bu, kendisine itiraf ettiği şey; Uzaklara, yeniliklere, kurtulmaya, yüklerken sıyrılmaya, unutmaya duyduğu işte bu özlemdi."
Thomas Mann / Venedikte Ölüm
Alman Edebiyatının en büyük yazarlarından, Nazi rejimine karşı direnmiş, onurlu bir duruş sergilemiş, yazılarını bu bağlamda vermiş yazarın, hakkında en fazla konuşulan eserlerinden biri, Nobel almasında bile bu eserin payı olduğunu söyler eleştirmenler. 1912 de yayımlanmış 1971 de filme alınmış eser.
Sanat, Aşk ve ölüm motiflerinin ön planda olduğu kitabın konusuna gelince, büyük şair Gustav Van Aspenbach' ın sıkıntılı bir döneminde dinlenmek amacıyla geldiği Venedik' te geçen bir zaman dilimini anlatıyor. Kaldığı otelde Polonya' lı bir ailenin 14 yaşındaki oğlu Tadzio' da tanrısal bir özellik sezer, derin bir tutkuya dönüşen ilgisiyle sürekli genci gözlemlemekten bir türlü kendini alamaz, onun gittiği yerlere gider, dolaştığı yerlerde dolaşır. Tadzio ise tatil koşuşturması içinde, ailesiyle kahvaltıda, yemekte, arkadaslarıyla denizde vakit geçirirken durumdan habersizdir.
Hikayede sanatçının sıkışmışlığına, ruhsal gelgitlerine şahit oluyoruz, o dönemin Venedik tasvirlerini okumak keyfliydi.
Burjuva yaşam tarzı çatışmasının, etkileri, şatafat ve gösteriş tutkusunun birey ve toplum üzerinde yol açtığı yozlaşmaya da dikkat çekiyor kitap.
Mitolojik referanslarıyla da derinlikli ama okuması zor bir eserdi.