-"Aşağıdakilerin yukarıdakilere duyduğu nefret, istemsizce gösterdikleri saygıdır."
-"Şu ülkede," diye devam etti yeğen az önceki ses tonuyla, "bir insanın bize duyabileceği saygı ancak korku ve kulluk etme dürtüsünden kaynaklanan karanlık bir saygı olur."
"İnsanların neden bu denli perperişan olduklarını açıklayan bariz işaretler yok değildi; devlete ödenecek vergiler, kiliseye ödenecek vergiler, toprak sahiplerine ödenecek vergiler, genel ve yerel vergilerle ilgili bu küçük köye asılmış olan ciddi levhalara bakıldığında, insan, tümden yenilip yutulmamış bir köyün kalmış olmasına hayret ediyordu."
"Tıpkı onu ekip biçen kadınlar ve erkekler gibi canlılığını yitirmiş olan doğa, gönülsüzce mahsul veriyordu; her an vazgeçecek, solup gidiverecek gibiydi."
-"Monsenyör,isteğime kulak verin.Kocam yoksulluktan öldü; çoğu insan yoksulluktan ölüyor;daha niceleri yoksulluktan ölmeye devam edecek."
"-Eee?Ben mi besleyeyim onları?"
"Çeşmenin suyu akıyordu, nehrin suları akıyordu, gün geceye akıyordu, şehirdeki yaşam ölüme akıyordu; âdet böyleydi, zaman ve devran kimseyi beklemezdi; çok geçmeden fareler(yoksullar) deliklerinde koyun koyuna uyumaya başlamışlardı, maskeli balonun ışıkları akşam yemeği için ışıl ışıldı; yani her şey doğal akışına uygun ilerliyordu."