Gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepetaklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor.
Uzun süre birlikte vakit geçiren insanların karşılıklı bağımlılık geliştirdiklerini düşünüyorum, bağlar insanları kısıtlayıp can yaksa dahi güçlenir, bilhassa kopması zor olan ve derinin en ince olduğu yerleri, boynu ya da bilekleri acıtanlar.
Ben başkaldıran bir insan değildim. Kuzu gibi boyun eğenlerden de değildim, çünkü neye boyun eğeceğimi ya da güle oynaya yaşayabilmek için nasıl bir toplum tasarlamak gerektiğini bilmiyordum. Ne hüzünlü ne de neşeliydim, tepeden tırnağa orada, olduğundan başka türlü olmayacak, şu ya da bu toplumun herhangi bir şeyini değiştiremeyeceği kozmogoninin tutsağı gibiydim.