Ahmet Çiğdem’in dili beni çok zorlasa da istikrarla dört eserini bitirdim. En beğendiğim de bu eser oldu. Çiğdem’in genel tezine göre felsefe ve sosyoloji ayrı uğraş alanları değil, aynı çabanın parçaları olarak yeniden inşa edilmelidir.
İnsanlar hangi koşullar altında ve hangi sınıra kadar kendi kurallarını onları kabul etmeyen kişilere dayatırlar?
Amerikan sosyolojisinin önemli isimlerimden Becker’ın suç sosyolojisinde “sapma”yı ele aldığı eser, kural koyucular tarafından “öteki/haricî”nin konumunu sorguluyor.
Fakat insan da ağaç gibidir. Göğe ve ışığa ne kadar ulaşmak isterse, kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe ulaşmak için o kadar çabalar.