susunuz diyen ve cinsiyet budalaları yetiştirmekten başka bir şey yapmayan püritanizme karşı, çağının akışına uyan ve gönlünün çektiğini yapan gençler var bugün. Vücut'tan korkmayan bir yana bırakıp onu, varlığını bile inkar ederek, öteki aşırı uca düşen ve bu vücudu, eğlendirici bir oyuncak, hem de insanı bırakmadan önce kendisinden bütün zevklerin çekilip alınabileceği bir oyuncak bir oyuncak telakki eden gençler var. Bu gençler cinsiyetin önemiyle alay ediyorlar, onu bir kokteyl gibi ele alıyorlar ve yaşlılarla alay etmek için kullanıyorlar. Çok ilerlemiş olduklarını sanan ve her şeyi küçümseyen bu gençler, Lady Chartterley'in Sevgilisi kitabını önemsemiyorlar.
Lunaparka sadece eğlenmek istediğin zaman gidersin ama insanlar deniz kenarına her zaman gider. Bu öyle bir şey. Ben lunaparkım. Uzaktan eliyle işaret ışıkları sönüyor,ışıklar söndüğünde hiçbir büyüsü kalmıyor. Ama gece sahile gitsen orada yine birilerini görürsün. Deniz kenarını insanlar sever. Gece başka gündüz başka sever. Ben lunaparkım.
…
Yabancı gibisin miyop gözlerin kısık
Bana ait ne varsa seni korkutuyor
Sana ait ne varsa hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Sevmek,bir gün bir insanla tanışırsın ve onu içinde taşımaya başlarsın. Derine kazınır. Söküp atamazsın. Bütün damarlarında dolaşır. Kanına karışır. Kemiklerine işler. Seni öldüren de o olur hayatta tutan da o. Bir gün biri sana bakar ve tüm benliğinin etrafını kın gibi sarmalayan bir zar oluşur. O gözlerin içinde yaşamaya başlarsın.