“… ‘Atla suya’ dedim, atladı. Hiç yüzme bilmiyordu. Biz onu çıkarana kadar neredeyse boğuluyordu. Onu çekip sudan çıkardım diye bana öyle minnet duydu ki! Atla diyenin ben olduğumu hepten unutmuştu.”
“Sevince koştuğunuz yollar sizi yormuyormuş, bunu koşarken anladım. Varacağınız hedef ruhunuzu dinlendirecekse, bütün yorgunluklara değermiş dedirtecekse, kalbinizi sımsıcak bir ekmek misali ikiye bölüp paylaşma imkânı verecekse, yorgunluktan sesim çıkmaz diye düşünürken sesinize ses verecekse, elim kolum tutmaz derken elinizin kolunuzun yerine geçecekse, aklınızın aynası bir akılla düşündüklerinizi bir tamam bilecekse, binbir zahmetle aştığınız yollar aslında sizi size ulaştırırmış.”
“ Bir pencere size belki de dünyanın en güzel manzarasını gösterebilir fakat bu görme kabiliyetini sunan, evin içindeki manzaradan başka bir şey değildir. Evin içinde huzurunuz, neşeniz, mutluluğunuz yoksa en parıltılı manzaralar dahi sönük görünmez mi ? “
“Ketum insanlar genelde duygularının, acılarının kapsamlı bir şekilde tartışılmasına konuşkan insanlardan daha çok ihtiyaç duyarlar. Ne de olsa en sert görünen kişi bile sonuçta bir insandır; ruhlarının "sessiz denizi"ne cesaret ve iyi niyetle dalmak çoğu zaman onlar için yapılabilecek ilk iyi şeydir.”