(...) **İBDA’nın KENDİNDEN ZUHUR prensibinin bir yönü, nasıl kişide mevcud gizli potansiyellerin en ileri seviyede geliştirilmesine dairse, bir diğer ifâdeyle nasıl kişinin doğarken kendisiyle
Nietzsche dili çok ustaca kullanır. Kısa ve vurucu cümleler kurar. Dili dile düşürmez, hakkını verir. Cümlelerin alnından terler akacak kadar onlara derin anlamlar yükler. Belki de onun bu özelliği
Küresel Konumlandırma Sistemleri* sayesinde Avrupa'yla Kuzey Amerika'nın neredeyse bir tırnağın büyüme hızıyla (insan tırnağı ömür boyu aşağı yukarı iki metre büyür) birbirinden ayrılmakta olduğunu görebiliyoruz. Yeterince uzun yaşasaydınız, Los Angeles'la birlikte San Francisco'ya doğru kayabilirdiniz. Bizi bu değişimlerin farkına varmaktan alıkoyan tek şey ömürlerimizin kısalığıdır. Dünya haritasına ya da bir yerküreye baktığınızda görmekte olduğunuz şey, aslında kıtaların şipşak çekilmiş bir fotoğrafından ibarettir ve bu fotoğrafın temsil ettiği görüntü Yerküre tarihinin yüzde birinin ancak onda biri için geçerlidir.