Kaybedenler, kendi kendini yetiştirmiş kişiler gibi, kazananlara oranla çok daha geniş bir bilgi ağına sahiptirler; kazanmak istiyorsan tek bir şey bilmen, her şeyi bilmekle zaman yitirmemen gerekir; derin bilginin hazzı kaybedenlere özgüdür. Biri ne kadar çok șey billyorsa, işleri o kadar ters gidiyor demektir.
Soruyor Aliye; "Hiç hafif masallar bilmez misin sen?"
"Hafif olan tek sey hayattır pamuk kızım" diyor Muştik...
Murathan Mungan'ın kaleminden de hafif masallar çıkmıyor zaten... Serinin ilk kitabı Kırk Oda, bilinçdışımıza yerleştirdiğimiz rolleri bilinçsiz oynadığımızı hatırlatıyordu. #300138578
Serinin ikinci kitabı Üç Aynalı Kırk Oda ise bu farkındalığı bir adım ileri taşıyor.
Kendimiz için yazdığımızı sandığımız masallar bile bize ait değil.
Çünkü insan ne kadar cesur olursa olsun, kendi hikayesini tek başına yazacak kadar özgür değil.
Üstelik bu rüya, benim rüyam bile değil. Bir başkasının rüyası. Ben niye her seferinde bir başkasının rüyasını görüyorum?(syf 328)
Zengin olmak, lüks hayat yaşamak, büyük bir aşk... Herkesin ortak rüyası. Bedelini ise hepimizin ayrı ödediği ısmarlama hayatlar. Elbette tamamen arzulardan arındırılmış özgün bir hikaye yaşamak mümkün değil, buna yürekten inanıyorum artık. :)) Ama Mungan 'in özelikle üzerinde durduğu konu;
"İnsan kendi hikayesinin nasıl bir hikaye olacağına doğru karar vermelidir" (syf279)
Üç Aynalı Kırk Oda’da karakterler kendi masallarını farklı bedellerle ödüyorlar.
Tamamlanmak uğruna yürüdükleri yol cesur, toplumsal normları reddeden, aykırı hayatlar.
Aliye, Alice ve Ali...
Ayrı ayrı üç masal, üç yanılma.. Yaptıkları seçimler ile kendi masalına sıkışmış üç beden...
Alice’in hayatı, evden kaçarak porno yıldızı bir kadının, şarkıcılık serüveni ile gelen “başarı hikâyesi" üzerine kuruluyor...
Maddiyat ve aşk baskın arzu...
Aliye’nin hayatı, mütevazı bir pastaneden çıkıp seks işçisi olmayı seçerek ulaştığı sonsuz lüks yaşam, farklı bedenlerde aranan tatmin.
Maddiyat ve aşk baskın arzu...
Ali’nin hayatı ise dindar bir ailede başlayıp, kendi bedenini ve kimliğini dönüştürerek
Oyunlar ne zaman acı verir Muştik? Kelimeler, ne zaman insanın ağzına büyük gelir? Hayaller ne zaman ufalanır? Oyunlar ne zaman hüzünleri artık saklamaz olur? Yollar ne zaman tükenir? Erkekler, yalnızca yaşlanırlar, oysa neden kadınların teni, giysiler gibi eskir? .....Cevabı, kendisine büyük gelen sorular nerede değiştirilir?
Belki de en mühim sual en sade olandır her zaman: insan nerede yenilir?