Birkaç günlük aradan sonra Misak-ı Milli'nin maddeleri teker teker yüksek sesle okunur ve tartışılır. Görünen odur ki en büyük anlaşmazlık konusu kapitülasyonlardır. Bu konudaki hassasiyetini Londra Konferansı'nda zaten açıkça ortaya koymuş olan Fransız tarafının 500 yılda biriktirdiği bunca ekonomik ayrıcalığı, sömürü aracını kaybetmeye niyeti yoktur. Ancak Mustafa Kemal Paşa da görüşmelerde "tam istiklal" derken vurgulananın sadece topraklarını geri almak olmadığını, ekonomik, kültürel, sosyal haklar gibi hayatın her alanında bağımsız olmadıkça Türk Milletỉ'nin iki yıldır giriştiği mücadelenin bir anlamı olmayacağını defalarca ifade eder.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Alıntı
Sevr, Türkiye için bir kâbustu. Ancak nihai tasdik gelmedi ve Ankara Hükümeti kesinlikle reddetti. Zira Türklere karşı, "Avrupa'da yeriniz yok ve Anadolu'da da kim isterse sizden istediğini alır. Kurak Anadolu yaylasının bir tarafına sokulsanız ve İstanbul'da da yaşama hakkı elde etseniz ne nimet" havası hâkimdi. Sevr sarsıcı etkiler yarattı. Tepki sert oldu. En önemli tepkilerden biri, Hint Müslümanlarının protestosuydu. Sonrasında Lyord George bile ileri gittiğini anlamıştı.
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Heybeliada ruhban okulu!
Amaç Türkiye'de yaşayan 1500-2000 civarındaki Ortodoks Rum vatandaşının din adamı ihtiyacını karşılamak mi, yoksa Milli Mücadele yıllarında bir terör örgütü gibi çalışan okulda Patrikhane'nin ekümenik iddialarını gerçekleştir meye yönelik elemanlar yetiştirmek mi? 1971 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı ile kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması isteği, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşması'nın ruhuna ve uluslararası diğer sözleşmelere de aykırı bir imti-yaz talebi niteliğindedir. Ruhban Okulu, patrikhanenin sembolüdür. Burada asıl olan Patrikhane'dir. Ruhban Okulu'nun açılması herhangi bir okulun açılması gibi değildir. Bunun, İstanbul içinde Vatikan misali bir devletin kabul edilmesi anlamına geleceği asla unutulmamalıdır. Patrikhane, okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasında ısrarcı. Patrikhane daha önce Türkiye'de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti. Batı Trakya'da, Ruhban Okulu'na yüklenen fonksiyonu haiz bir İslâmî okul açılmasını kimsenin gündeme getirdiği yok. Madem mütekabiliyet var, aynısını Batı Trakya'da da yapmak gerekmez mi? Batı Trakya'daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, "özel" statüde din eğitimi yapan bir yüksekokul talebi haddi aşmak değil mi? Eğer Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmekte ise, Batı Trakya'da hem din adamı hem öğretmen sıkıntısı çekilmektedir. Batı Trakya'da bu sıkıntıları önlemek için eğitim kurumları açmak gerekmektedir. Bu kurumlar, Ruh-ban Okulu ayarında olabilir mi? Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane, Heybeliada ve Ruhban Okulu'nu kendisine bağlı uluslararası teoloji okulu olarak
Sayfa 346·Kitabı okudu
Bence bunca acı çekildikten, ölümle burun buruna gelindikten sonra yaverlerimin akşamları biraz dağıtmaya, İsmet'in de ailesine düşkün olmaya hakkı var ama sevseler de, sevmeseler de İsmet'in başarılarını hiç kimse inkâr edemez. Onun inatla ve sabırla Lozan'da yürüttüğü müzakereler sayesindedir ki Cumhuriyet çocukları için bugün böyle sorunlar yok! Vatanımız artık tüm kurumlarıyla birlikte ilelebet bizim!
Mevhibe, İsmet Paşa’nın kalpaklı halini daha çok beğeniyor, annesine yazdığı mektuptaki satırlar şöyle: Hanımanneciğim, Pazar gecesi saat 21.00’de Lozan’a vasıl olduk... İnerken giyilecek olan şapka elbise sandığında kalmış. Paşa Lozan’a kalpaklı indi. Ne kadar iyi oldu! Böyle geziverse ne olur?!
Mevhibe Hanım’ın mektuplarında sık sık şöyle satırlar vardır: Abdestimi aldım, namazımı kıldım, dışarı salona çıktım... Sırbistan çok güzel fakat kâfirlerin yüzünü gördükçe canım sıkıldı... İzmir’in ramazanı nasıl? Camilere gidiyor musunuz?..