Dünyam sensin annem
Belki de tükenmemiş umudumsun
Koklayamadığım kokusun
Yoksun kaldığım bir hayalsin.
Şimdi yalnız ben varım,
Yalnız bir şekilde yasını tutuyorum,
Tozlanmış bir fotoğrafına denk geldim,
İçim kan ağlamaya başladı annem.
Bence bu kitapta hastalık asıl mesele değil. Çünkü karakterin içe kapanıklığı ve yalnızlığı hastalıktan önce de vardı. Ama hastalık bunu daha görünür hâle getiriyor. Yani hastalık bir sebep değil, daha çok bir araç. Yazar aslında insanın iç dünyasındaki çöküşü göstermek için hastalığı kullanıyor.
Karakterin güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir seçeneği vardı: gidip annesine her şeyi anlatabilirdi. Belki annesi onun için daha çok üzülürdü ama aynı zamanda ona destek olurdu. Buna rağmen susmayı seçmesi, onun zayıf değil, tam tersine çok güçlü olduğunu gösteriyor. Kendi acısını tek başına taşımayı göze alıyor.
Yalnızlık konusunda ise ikili bir duruünür, kendini sorgular ve zamanda bu süreç insanı geliştiren hem de yok eden bir şey bi.
Sevgiye baktığımızda da aynı ikiliği görüyoruz. Bazen insanı iyileştirir, bazen daha çok acı çektirir. Ama bence karakter annesine gerçeği söyleseydi, sevgi bu noktada iyileştirici olurdu. Çünkü bazı acılar paylaşıldığında hafifler