Eşya, para ya da iktidar sahibi olma tutku düzeyine ulaştığında, para, eşya ve iktidar insana sahip olmaya ve onu yönetmeye başlar. Bu, uyuşturucu madde ya da kumar tutkuları gibi engellenmesi güç bir dürtüdür. İnsanın varoluşuna bir anlam katamamış olmasının, boşluğunun, kendini değersiz bulmasının ve yalnızlığının anlatımıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yakup Kadri, gönülden desteklediği Atatürk'ün ideolojisini romana yansıtmaya çalışarak, Atatürk'ün yaptığı inkılapları ve bunları doğru anlamanın gerekliliğini bir roman formunda sunar. Son bölümde gerçekleşmeyen ancak yazarın hayalini kurduğu Ankara tasviri ile eseri tam bir tarihi roman olarak değil, bazen gerçekçi bazen de ütopik bir inceleme eseri olarak tanımlayabiliriz. Roman, Cumhuriyet Dönemi reformları sırasında toplumda yaşanan kırılmaları, batılılaşmanın yanlış anlaşılmasını ve geleneksellik ile modernleşme arasındaki çatışmayı anlatıyor. Türk tarihindeki üç farklı dönemi ele alıp, ana karakter Selma Hanım'ın çevresindeki gelişmeler çerçevesinde Milli Mücadele Dönemi'nden itibaren farklı kesimlerden insanlardan yola çıkarak Türk toplumunun değişim sürecini anlatmaktadır. Birinci dönem Sakarya Savaşı öncesi, ikinci dönem Cumhuriyet'in ilanını takip eden yılları, son dönem ise Türkiye Cumhuriyeti ilanından sonraki hayali on ila yirmi yılı kapsamaktadır. Dış cephede Selma Hanım'ı çevreleyen olaylar, aslında içeride detaylı bir Ankara portresi sunmaktadır.
Yakup Kadri'nin bu romanla kurucularından birisi olduğu Kadro Dergisi'nin "reformların halk tarafından doğru kavranabilmesi" amacını sürdürdüğünü de gözlemleyebiliyoruz. Kitabın son bölümünde, sınıfsız ve ayrıcalıksız bir ulus, artık işlerin zengin ve elit gruptan ziyade köylü lehine dönmesi ve hemen her alanda devletin etkisinin gözlenmesi, Kadro'nun da desteklediği Devletçilik ilkesini yazar romanında da vurgulamış diyebiliriz.