——SPOILER İÇERİR——
Aynı eve doğuyor iki çocuk. Emir ve Hasan. Hayatları arasında uçurum bulunan iki çocuk da annesiz doğuyor. Bir babaları bir kendileri var bu hayatta. İki çocuğun da yaşayacağı hayat daha doğmadan belli. Emirin içine doğduğu zenginlik, yüksek sınıf, refah ve hasanın içine doğduğu fakirlik, çaresizlik, alt sınıf, ümitsizlik. Ama Hasan’ın babasından gördüğü sevgiye Emir hiçbir zaman sahip olamıyor. Emir’in babası da iyi bir adam ama sevgisini hissetmiyor bir türlü Emir. Babası hem eşini Emir doğarken kaybettiğinden hem de Emir beklentilerini karşılamadığından Emir’e bağlanamıyor. Babasından bir türlü sevgi, şefkat ve onaylanma görememesi Emir’in kişiliğini önemli ölçüde etkiliyor. Hasan ise azınlık etnik kökene sahip, fakir, sayılmayan bir çocuk ve hizmet etmek için yaşıyor olmasına rağmen durumundan her zaman mutlu. Üstelik çok erdemli. Emir asla sahip olamayacağı erdemi, mutluluğu, Hasan’ın coşkusunu içten içe kıskanarak büyüyor. Kendisi daha iyi durumda yaşıyor, okula gidiyor ama okuma yazma bilmeyen Hasan’ı kendinden
üstün hissediyor. Bu durumda Emirin babasının payı var. Emirin babası için Hasanın babası Ali çok kıymetli ve dolayısıyla oğlu Hasan da kıymetli. Üstelik daha güçlü ve yetenekli buluyor Hasanı. Yine de Emir ne kadar inkar etse de Hasan onun en yakın olduğu kişi ve Hasanı gerçekten seviyor. Ama aşağı biriyle bu kadar yakın olmayı kabullenemiyor da. Hasan Emiri her zaman kendinden önce tutmaya, kollamaya alışmış ve Emir de önde tutulmaya. Böyle olması gerektiğini öğrenerek büyümüşler. Çok acı bir olay yaşanıyor ve Hasan zor durumda kalıyor. Buna şahit olan Emir kendine de bir şey olacak korkusuyla uzaktan olayı izliyor. Bu tutum bir ölçüde kabul edilebilir olsa da daha sonra Emir “uçurtmam inşallah sağlamdır” diye düşünüyor. Emirin