Bu gün Gorki'den okuduğum ilk kitap olan Ana kitabı ile sayfalarınızı meşgul edeceğim.
Maksim Gorki çok küçük yaşlarda öksüz kalmış, henüz küçük bir çocukken çalışmaya başlamış, dolayısıyla işçileri çok yakından tanıma fırsatına sahip olmuş ve sosyalist gerçekçi yazımın öncülerinden biri haline gelmiştir. Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov olan Maksim Gorki yaşadığı zorlu hayat ile birlikte Rusçada "Acı" anlamına gelen Gorki soyismini almıştır.
1905 devrimi öncesi dönemi ele alan eserde yoğun bir şekilde sosyalizm propagandası yapılmaktadır.
Kitapta, kocası tarafından sürekli şiddet gören, zor şartlar altında yaşamaya çalışan, kendine sunulan hayatı hiç sorgulamadan yaşayan bir kadının kocasının ölmesinden sonra bir fabrikada işçi olarak çalışan oğlu Pavel sayesinde yaşadığı dönüşüm sürecini anlatılmaktadır. Pavel Çarlık Rusya'nın halka uyguladığı politikalara ve halkın emeğini sömüren burjuva sınıfına karşı savaşan, eşitlik, özgürlük, adalet konularında halkı bilinçlendirmeye çalışan bir işçidir. Başlarda ana oğlunun ve arkadaşlarının bu konular üzerindeki konuşmalarını dinlerken onları pek anlayamasa ve korksa da zamanla onları anlamaya, haklılıklarını görmeye ve kendini oğlunun davasına vermeye başlamıştır.
Eser gayet akıcı ve sade bir dille kaleme alınmış olsa da, benzer olaylar ve benzer diyalogların çok sık olmasından ve 430 sayfalık kitabın bana gereğinden fazla uzatıldığı hissi uyandırmasından dolayı bazı bölümlerde sıkıldığımı belirtmek isterim. Fakat bu söylediklerim kitabı beğenmediğim algısı oluşturmasın lütfen, sonuçta dünya edebiyatının önemli eselerinden bir tanesi ve okuduğum için çok memnunum.
Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.