Puan vermedi·500 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:44
Keşke-Bir Köy Enstitüsü Romanı/ Sema Soykan Son zamanlarda okuduğum kitaplar içinde ben en duygulandıran kitap diye başlayacağım incelemeye. Dram mı konusu diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, dram efendim. Bir ülkenin gelişiminin, ilerlemesinin nasıl kötü niyetli eller eşliğinde durdurulduğunu anlatan yakın tarihimizin dramı. Hepimiz Köy Enstitüleri ismini biliyoruz ama tam olarak nedir Köy Enstitüleri? Neler yapmıştır? Nasıl kapanmıştır? Bilmiyoruz muhtemelen. Bir Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu olarak oranın devami görürdük kendimizi ama detaylarını okudukça biz sadece minik bir uzantıymışız. Gerçi bizi de kapattılar ya, orası başka postun konusu. Sabia ve Fikret. Ikisi de fakirlikle mücadele içindeki iki köy çocuğu. Sınavları kazanmaları ile Köy Enstitüsülerinde eğitim öğretime başlayarak öğretmen olurlar. Fikret'in Sincan cezaevinde yazdığı mektuplardan,Sabia'nın da anlatımlarından okuyoruz Köy Enstitülerinin kuruluşundaki azmi, emeği. Çok saf bir aşk hikayesi içinde anlatıyor bize yakın tarihimizi Sema Soykan ve asla sıkmıyor. Elinizden bırakmadan okuyorsunuz. Sadece Köy Enstitüsülerini değil ülkemizdeki ilk uçak fabrikasından darbelere kadar. Ne bilgiler var içinde. Bilmediğim o kadar şey araştıracağım ki. Bir sürü pencere açtı bana kitap. Ne kadar anlatsam az. Lütfen okuyun, şiddetle önerimdir efendim!
Edebiyat
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,012 okunma
Kutlu Olsun I
7/10
·432 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
" Yetmeyecek. Ben artık bana sunulan kırıntılarla yetinmek istemiyorum, Rüzgar. Bu, en çok da senin için geçerli. Ya hep, ya hiç. -Meltem T. A. " İlk konuşmalarında bir sürü günlerini kutlayarak hep bir konu açtı Meltem. Sevdiğini söylemesine rağmen Rüzgar hep dedi ki, Sen eski hislerimizi seviyorsun. Ancak Meltemin söylediği tam tersi oldu... Görelim ama ben sana hep seni seviyorum dedim... Bir telefon araması size geçmişinizi verebilir miydi? Rüzgar ve Meltem için tam da böyle olmuştu. Yaptıkları daha doğrusu Meltem'in Rüzgar'ı araması ve konuşmaları onlara geçmişlerini verdi. Telefonda yaşanan bir olaydan sonra 1 aylık gibi zaman atlaması oluyor. Sonrasında Rüzgar geliyor ve bam! Rüzgar ve Meltem bir anda kendilerini güzel bir maceranın içinde buluyorlar. Yazım dili bazı yerlerde komik olsa da içinde biraz dram barındırıyor. Geçmişten gelen misafir ya kalıcı olacak ya da bizim hayatımızda temelli bir ev sahibi olacak. Rüzgar ve Meltem işte... Tam bizimkilerin hikayesi ya bu cümle. Buraya çok şey yazarım ancak yazacağım bir cümle bile spoiler olarak değerlendirilebilir. Süslü kelimeleri pek sevmem ancak yapılması gerektiği düşüncesini de haklı buluyorum. Bu yüzden biz yorum yapıp sonrasında direkt alıntılara geçelim. Yazım dili basit gibi görünse de altında anlam barındıran birçok kelime var. Bunları anlamamız gerekiyor ki devamında gelen cümleler bize anlamsız gelmesin. Bunun için bir yeri iki kere falan okumuş olabilirim. Yetimhanelerin kötülenmesi değil de belki de yazarımız, yaşanılanlara şahit olmuştur falan. O kadar kötüleme yoktu ama bir yandan da şöyle düşünürsek, bu okuduğumuz bir kitap. O ise, yaşanılan bir hayat. Daha fazla sözü uzatmayacağım... Finalde öyle şeyler oluyor ki ben hiç duraksamadan Kutlu olsun I'nin satırlarında kendimi buluyorum.
Kutlu OlsunAyça T. K. · Pukka Yayınları · 0814 okunma
Reklam
Puan vermedi
Başımıza gelmediği müddetçe bir hastalığa yakalananların neler çektiğini hissettiğini anlayamıyoruz. Toplum olarak en büyük eksiklikliğimiz empati yeteneğimiz.Benim için zor bir okuma olduğu kesin hele ki babamı 2 yıl önce kanserden kaybetmişken. Kitabı elime alır almaz hastane koridorlarına döndüm neler yaşandı nasıl bir süreçten geçtik. Yazar ile her aşamayı tek tek yeniden yaşadım. Bizim kayıpla sonuçlandı maalesef. Yazarımız hastalığı yenmiş işte kitap burda çok güzel ayrıntılara girmiş bu hastalıkta moralin nasıl iyileştirici bir gücü olduğunu, bir komutan edası ile önce kendi içinde nasıl savaş açman gerektiğini tek tek anlatmış. Ve daha yanında dikkat edilmesi gereken bir sürü detayı. Benim babamda ve hastane sürecinde hastalarda gördüğüm en büyük yıkım yaşamaya dair umutlarının olmaması ve birbirlerini demoralize etmeleriydi . Buraya gelenin sonu mezarlık diye konuşurdu herkes. Çabalamayı bırakmışlardı. Ve çogu hasta o serviste maalesef babam gibi vefat etti. Bu kitap hastalıkla baş etmede nasıl bir yol izlenmesi gerekir çok güzel anlatmış. Bence hastanelerdeki tüm kanser bölümlerine hediye olarak götürülmeli. Başaran yenen üstesinden gelen insanların bunu nasıl yaptıklarını anlamaları için. Lütfen alın okuyun başımıza gelmez demeyin... Lösemiliydim Doğan Ülkü Dadaşoğlu
1000Kitap
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20245 okunma
10/10
·614 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:31
Anna Tsintsadze ~ Litih'in Gözyaşları 2 merhabalaar bugün okurken canımdan can giden bir kitapla geldim •Spoiler içermektedir. Bu kitapta, birinci kitaptaki merak ettiğimiz her şeyin perde arkasını öğreniyoruz hemde detaylı bir şekilde. Aklımızda soru işareti kalmıyor. İlk kitabı çok sevip bazı detayların özellikle anlatılmasını onları okumayı istiyordum ve bu kitapta o anları fazlasıyla okuduk. Sanırım seride favori kitabım bu kitap olacak Birinci kitapta Uygar'ı anlamıyordum, hatta pek sevmiyordum ama bu kitapta Uygar'ı anladım, Meira'dan nefret ettim. (Hala aklım yaptıklarını almıyor) Sürekli bu kadar şeyi nasıl yaptığını sorguladım. Örgütün başına geçmesi, oyun olarak atın üstüne binip insanları... Sonra Uygar onu buluyor ve düzeltiyor sanki? Özellikle son sayfalarda buna inanmak istiyorum çünkü çok değişti. Uygar'ı ise bu kitapta sevdim. Aynı zamanda birisinin aşkı takıntıya dönüşürse ne kadar ileri gidebileceğini, uğrunda neleri feda edebileceğini göz ardı edebileceğini gördüm. Meira bu son bölümlerde beni kendisine inandırmayı başardı ama hatta Mertle barışmaya bile çalıştı. Onların sahnelerini okumayı çok sevdiğimi farkettim. Serinin devamında onların daha çok sahnesini okumayı çok isterim Kitabın sonunda felaket bitti. Travma bıraktı resmen bende akıma geldikçe sonunu açıp okuyorum. O kadar yaraladı ki beni lütfen üçüncü kitap gelsin devamında neler olduğunu çok merak ediyorum
Lilith'in Gözyaşları IIAnna Tsintsadze · Lapis Kitap · 2025230 okunma
Puan vermedi·432 syf.·
2026 232. kitabı
Bu gün Gorki'den okuduğum ilk kitap olan Ana kitabı ile sayfalarınızı meşgul edeceğim. Maksim Gorki çok küçük yaşlarda öksüz kalmış, henüz küçük bir çocukken çalışmaya başlamış, dolayısıyla işçileri çok yakından tanıma fırsatına sahip olmuş ve sosyalist gerçekçi yazımın öncülerinden biri haline gelmiştir. Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov olan Maksim Gorki yaşadığı zorlu hayat ile birlikte Rusçada "Acı" anlamına gelen Gorki soyismini almıştır. 1905 devrimi öncesi dönemi ele alan eserde yoğun bir şekilde sosyalizm propagandası yapılmaktadır. Kitapta, kocası tarafından sürekli şiddet gören, zor şartlar altında yaşamaya çalışan, kendine sunulan hayatı hiç sorgulamadan yaşayan bir kadının kocasının ölmesinden sonra bir fabrikada işçi olarak çalışan oğlu Pavel sayesinde yaşadığı dönüşüm sürecini anlatılmaktadır. Pavel Çarlık Rusya'nın halka uyguladığı politikalara ve halkın emeğini sömüren burjuva sınıfına karşı savaşan, eşitlik, özgürlük, adalet konularında halkı bilinçlendirmeye çalışan bir işçidir. Başlarda ana oğlunun ve arkadaşlarının bu konular üzerindeki konuşmalarını dinlerken onları pek anlayamasa ve korksa da zamanla onları anlamaya, haklılıklarını görmeye ve kendini oğlunun davasına vermeye başlamıştır. Eser gayet akıcı ve sade bir dille kaleme alınmış olsa da, benzer olaylar ve benzer diyalogların çok sık olmasından ve 430 sayfalık kitabın bana gereğinden fazla uzatıldığı hissi uyandırmasından dolayı bazı bölümlerde sıkıldığımı belirtmek isterim. Fakat bu söylediklerim kitabı beğenmediğim algısı oluşturmasın lütfen, sonuçta dünya edebiyatının önemli eselerinden bir tanesi ve okuduğum için çok memnunum. Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,4bin okunma
9/10
·504 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:10
Acilen İkinci Kitap Lütfen! Kitaplığımda boşuna beklettiğime o kadar üzüldüm ki… Kesinlikle beklentilerimi aşan, elimden düşüremediğim bir kitap oldu. Büyülü dünyaları zaten çok seviyorum ama bu kitap, Hogwarts atmosferinden hiç kopamamış o kızlar için tam bir biçilmiş kaftan; tek bir farkla, burada mod tamamen dark fantasy! Briony ve Toven arasındaki ilişki o kadar güzel işlenmiş ki… Hem geçmişten hem de şimdiki zamandan kesitlerle okuyoruz. Karşımızda sadece 'kötü adama aşık olan kız' klişesi yok; çok daha eskiye, çok daha derin temellere dayanan bir bağ var. Yazar, kötülerin hüküm sürdüğü bu evrende toz pembe hiçbir şeye yer vermemiş. Yaşanan acıları, işkenceleri asla romantize etmeden, olduğu gibi, acımasızca aktarmış. Sürekli gelen ters köşeler ve şaşırtıcı hamlelerle tempo o kadar yüksekti ki, kitap hiç bitmesin istedim.
Tutsak GülJulie Soto · Yabancı Yayınları · 202632 okunma
Reklam
Reklam