10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Sonunda kafam karıştı çok ve sanırım bir şeyler eksik kaldı daha fazlasını okumak isterdim, ama şiirsel bir anlatımı olduğu için sonunda o kadar da rahatsız etmedi. Yine de okuduysanız ve sonunda olanları tam olarak anlayabilirseniz lütfen bu inceleme altına yazın. Gerçekten çok beğendim metni, farklı bir hayatı belki çok denk gelemeyeceğiz hayatı ve hayatları anlatması çok güzeldi. Edebi olarak da dili çok akışkandı. Tavsiye ediyorum.
Şehit!Kaveh Akbar · Holden Kitap · 0350 okunma
Puan vermedi·476 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Goodreads puanı 1.388 milyon??! oylama ile 4,18 -beni baya heyecanlandırmıştı bu puan- Büyük bir kaos beklerken steril bir terapi seansına düşmek Konusunu ilk duyduğumda bana inanılmaz bir entrika vadetmişti. Nişanlınız sizi çocukluk aşkıyla aldatıyor, siz de o kadının eski sevgilisi Miles ile aynı eve taşınıp fake dating olayına giriyorsunuz. Ama Emily Henry bu harika entrika potansiyelini alıp, karakterlerin birbirine durmadan içini döktüğü, her duygusunu ve travmasını saniyelerce overexplaining yaptığı sıkıcı bir şeye çevirmiş resmen. Hani o aradığımız guilty pleasure eğlencesi, o yaratıcı intikam havası nerede? Yok 🫩 Hikayede hiçbir risk, hiçbir heyecan olmadığı için low stakes bile değil direkt no stakes bir durum var ortada. Kitap aşırı uysal, aşırı steril ve fazla PG modunda ilerliyor. Bir noktadan sonra konu tamamen kayboluyor, Daphne’nin sıfır self-awareness içeren tripleriyle öylece akıp gidiyor. Ve lütfen ama lütfen Daphne'nin, Miles ne zaman ona yiyecek bir şey verse abartılı sesler çıkarmasını atlamayalım Güya seksi bir running gag olsun diye yazılmış ama 33 yaşında koca kadının her lokmada bunu yapması beni aşırı cringe etti. Diğer yandan Miles aldatan eski sevgilisi için kitabın ortasında “o benim hayatımın aşkı” dedi daha ne bekleyelim orada benim için olay tamamen bitti zaten. Diyaloglar her zamanki gibi hızlı aksa da -beş sayfa ileri sarınca bile olaylar değişmiyor- çıtır çerez ama aşırı sönük bir yaz kitabı olmuş.
Gülünç Bir HikayeEmily Henry · Epsilion Yayınevi · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·16 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Kızımla birlikte okuduğumuz Tılsımlı Kelimeler, çocuklara nezaketin ve güzel iletişimin önemini sıcak, sade ve akılda kalıcı bir dille anlatan keyifli bir kitap oldu. Merhaba, lütfen, teşekkür ederim ve özür dilerim gibi günlük hayatta sık kullandığımız kelimelerin aslında ne kadar değerli olduğunu çocukların anlayabileceği şiirsel bir anlatımla aktarıyor. Renkli çizimleri ve masalsı atmosferi sayesinde kızımın ilgisini baştan sona canlı tuttu. Okurken hem sohbet etme fırsatı bulduk hem de bu “tılsımlı” kelimelerin hayatımızı nasıl güzelleştirdiği üzerine konuştuk. Çocukların kalbine nezaket tohumları ekmek isteyen ailelerin birlikte okuyabileceği, kısa ama anlamlı bir eser.
Tılsımlı KelimelerAyşegül Yakupoğulları · Ay Perisi Yayınları · 202610 okunma
Puan vermedi
Edebi olarak cok tatmin edici değil ama akıcı bir okuması var. Ben daha çok olay ordusuyla ilgileniyorum. Kitap yorumlarında Marianna ya kendi değerinin farkında olmamasından dolayı cok eleştiri yapılmış. Katılmıyorum. Bazı şeyleri etrafımızdaki kişilerin davranışlarından öğreniyoruz. Doğduğundan beri kimse seni sevmediyse, ihtiyacin olan ilgiyi alamadıysan bilmediğin bir seyi kendine nasil sağlayabilirsin ki? Mesela etrafındaki herkes sana sesin cok ince, cok rahatsız edici lütfen saeki soyleme derse, ne kadar istersen iste sarki söylemezsin. Sesinin kotu oldugunu düşünürsün. Ta ki gerçekten dinlemeyi bilen birisi sesini duyana kadar. Birisinin sana sesinin guzel oldugunu söylemesi lazim, inandırmasi lazim ki sarki söyleyebilirsin. Çehov un Altıncı Koğuş kitabında da herkes deli olduğuna inandığı icin ana karakter tımarhaneye yatırılmıştı. E bir yerden sonra ana karakter d einandi buna. Biz insanlar biraz birbirimizin yansımasından da yaşıyoruz. Kendimizi görebilmek icin birbirimizin gözlerine bakmaya ihtiyacımız var. O yuzden bugünlerde metalasan psikoloji hesaplarının da dayattığı icin kendinine değer ver kendinin farkına var falan bunlar oyle kolay seyler degil. Tek başına da olmuyor. E zaten olsaydı Sallinger dünyanın en mutlu adamı olurdu. Öte yandan cok sevmenin, insanın karakterini degistiremedigini de gordum. Bir insan bir insanı cok sevebilir ama onun icin yapması gerekenleri yapamayabilirmis. Ben beni hep yeterince sevmemek sanırdım. Değilmiş. Yeterince sevsen bile yapamayınca yapamiyormussun. Belki ben de gecmiste bir yerlerde yeterince sevilmisimdir. Bundan asla emin olamayacağım. Bir de şu var. Bir insanın ailesi varlikliysa ve cok çalışıyorsa, inerse, bağımsızlığını kazanmaya uğraşıyorsa; ya da gelecegi icin hicbir sey yapmıyorsa ikisi de ayni
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20263 okunma
Puan vermedi·177 syf.·
2026 199. kitabı
Hazan Bülbülü Hüseyin Rahmi'den okuduğum ikinci eser oldu ve artık şunu çok iyi biliyorum ki Hüseyin Rahmi'nin şu kitabını okurken sıkıldım, zor bitirdim, hiç akıcı değil gibi eleştirilerde bulunmak mümkün değil. Eğlenceli ve mizahi anlatımıyla okuru yakalıyor, güldürüyor, eğlendiriyor ve ince mesajlarıyla da toplumumuzun genel yapısını önümüze seriyor. Bir iki eserini okumak bile onun tarzını, kalemini tanımak için yeterli. Yazar bu eserini tiyatro oyunu olarak kaleme almış, önsözde o dönem için ülkemizde tiyatronun hakettiği gibi icra edilmediğini, dönemin sanatçılarını, oyuncalarını eleştirerek her ne kadar oyun yazmış olsam da roman okur şekilde okuyabilirsiniz demiş biz okurlara. Hazan Bülbülü zengin yaşlı bir adamın kızından küçük bir kadınla evlenmesi ve bu evlilik etrafında konağında yaşanan olayları konu alıyor. Özellikle bu eserinde de oluşturduğu kadın karakterler arasındaki diyaloglar öyle ustaca, öyle incelikle yazılmış ki sanki yazar ömrünün bir kısmını kadın olarak yaşamış da kadınlar gibi düşünebiliyor, hissedebiliyor ve olayları onların bakış açısıyla değerlendirebiliyor. Kısacası kadınları çok iyi tanıyor. Böyle canınızın sıkkın olduğu, ne okusam da kafamı dağıtsam, neşem yerine gelse diye düşündüğünüzde kesinlikle Hüseyin Rahmi'nin herhangi bir kitabını okuyabilirsiniz. Kısaca kitabı yorumlamışken biz okurlar hakkında küçük bir eleştiride bulunacağım. 1000kitap uygulamasının bize sunduğu veriler bizler için neler ifade eder bilemiyorum ama gereksiz onca kitabın binlerce kişi tarafından okunduğunu görüp, Hüseyin Rahmi'nin bu kadar az okunduğunu görünce ister istemez insan üzülüyor. Hüseyin Rahmi'nin kitapları tamamen bizim içimizden çıkmış, resmen toplumumuzun kağıda dökülmüş halidir. Lütfen kendi eserlerimize de, değerlerimize de hakettikleri değeri
İnceleme
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,991 okunma