Bergman'da Sessizlik Fazlalığı
Ingmar Bergman'ın "Tanrı'nın Sessizliği" üçlemesi (Through a Glass Darkly, Winter Light, The Silence) üzerine hazırladığım bir metni paylaşıyorum; drive.google.com/file/d/1l4-JJHu... #306135394 , #306135495 Bergman'dan bu alıntılara karşılık onun filmlerinin bende oluşturduğu izlenim aksi yönde seyir etti. İçinde sıkışmış olduğu durumu ne kendisine ne izleyicisine anlatabildiği bir sıkıştırma ortamında anlamı ve anlatıyı baskılayarak, onları yapay bir gerilimle yüklüyordu benim deneyimimde. Bu sebeple metnimde fazlalığı "haysiyetsizleştirme/pornografi" karşılığıyla kurmaya çalıştım ve Jean-Luc Nancy, Giorgio Agamben, Maurice Blanchot ile değerlendirmeyi denedim. Bergman'ın karakterleri dünyaya ve birbirlerine yapışmaya çalıştıkça dokunamayışlarında kendilerini kaybederken, saydığım isimlerin mesafeyle kurdukları ilişkide hem varoluşsal hem yaşamsal deneyimi sunuşlarını vurgulamak istedim. Çalışmam sırasında Dilek Bilgin hocamın #305679785 paylaşımı ve Muberra hocamın #304539351 paylaşımı ilgimi çekti ve metnime ekledim. Paylaşımları ve okumaları için onlara teşekkür ediyorum. Filmler hakkında yorumu olan varsa ya da metni tartışmak, eleştirmek isterseniz sizleri bekliyorum. Her ifadeye açığım ve çekinmeyin lütfen. - ~~ - ~~ - ~~ - ~~ - Filmler; letterboxd.com/film/through-a-... letterboxd.com/film/winter-light letterboxd.com/film/the-silence
Çocuklar Ölmesin!
Birden fazla spor dalıyla ilgilenen, hayvanları çok seven hayali ise futbolcu olmak olan 12 yaşında ki Güneş Uçak, sadece bisikletiyle birlikte yaya geçidinden karşıya geçmek istemişti. Lütfen araba sürerken çok çok dikkatli olun. Sizin hatalarınız yüzünden çocuklar ölmek zorunda değil.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Lütfen biraz daha kalalım, biraz daha bu rüyada yaşayalım...
Edebiyat
Lütfen insanları anlamadığınız yerde susun..
ah o güzel gözlerin döndürüyor başımı lütfen seni izlerken hor gör bu telaşımı
Müzik
Bu Hikâye Tesadüflere İnananları Zorlar
Pakistanlı ünlü doktor İşan Hüseyin, insanlığa yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak üzere uluslararası bir konferansa gidiyordu. Uçağa bindi; fakat gökyüzünün başka bir planı vardı. Şiddetli bir fırtına çıktı, uçağa yıldırım isabet etti ve pilot en yakın havaalanına acil iniş yapmak zorunda kaldı. Doktor öfkeliydi. Çünkü bir sonraki uçuş tam 16 saat sonraydı. “Orada olmam gerekiyor!” diye itiraz etti. Görevliler, konferansın yapılacağı şehrin yaklaşık altı saatlik kara yoluyla ulaşılabilecek mesafede olduğunu söyleyip ona bir araç kiralamasını önerdiler. İşan Hüseyin vakit kaybetmeden yola çıktı. Ancak yolun yarısında gök yarıldı sanki. Yağmur seller gibi akıyor, rüzgâr aracı savuruyordu. Bir süre sonra yollar sular altında kaldı ve ilerlemek imkânsız hale geldi. Çaresizce yol kenarındaki eski bir kulübenin kapısını çaldı. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı. “Lütfen telefonunuzu kullanabilir miyim?” diye sordu doktor. Kadın hafifçe gülümsedi. “Evladım,” dedi, “burada ne telefon var ne de elektrik.” Yaşlı kadın ona sıcak bir çay ve biraz yiyecek ikram etti. Doktor dinlenirken dikkatini bir şey çekti: Kadın, odanın köşesindeki bir beşiğin yanında sürekli namaz kılıyor, gözyaşları içinde dua ediyordu. Merakla yaklaştı. “Allah dualarını kabul etsin,” dedi. “Bu kadar içten ne için dua ediyorsun?” Kadının gözleri doldu. “Şu beşikteki çocuk torunum,” dedi. “Annesi babası yok. Çok ağır hasta. Herkes bana bir doktorun onu kurtarabileceğini söyledi. Adı İşan Hüseyin’miş. Ama o çok uzaklarda, ulaşamayacağımız bir yerde. Günlerdir Allah’a yalvarıyorum: Ya beni ona ulaştırsın ya da onu bana göndersin…”