Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı susamıyorum sevgilim çünkü havada sesimi doğuran bir esir var bütün çilingirleri sofralara çekerek kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum kapısında kaldıkları sahiden evleri mi? bir kilidi açmak kolay değil o kadar hırsızın belki de yoktur kabahati! ** selam ile insan insana iliklenir başında ortasında ve sonunda yine selam çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim ** bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov! kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül ** ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar ** çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor ** bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan vardım ki seni sevdim seni sevdim evler arasından bir evdin
DERGAH
Kıssadan Hisse - 2026'nın İlk Alıntısı...
“Gitmeyin, yoğun kar yağışı bekleniyor. Sonra başınıza bir iş gelmesin!” dedi evin hanımı. Baba çok bilmiş tavrıyla cevabı yetiştirdi hemen. “Hangi çağda yaşıyoruz hanım, bunca teknoloji, bunca alet-edevat varken İstanbul’da başımıza ne gelebilir ki? Biraz kar yağsa ne olur? Dost meclisine gidiyoruz bir kere. En kötü ihtimalle arkadaşlarda, bilemedin yakın bir otelde kalırız, olur biter.” “Siz yine de dikkatli olun, ha bir de çok içmeyin. Bu havada aracı o şekilde kullanmak akıllıca olmaz.” diye ekledi kadın. Kocasının cevabı gecikmedi yine: “Babaannem gibi konuşmayı bırakır mısın lütfen. Tadımızı kaçırma. Üstü başı bir iki kadeh tokuşturacağız oğlumla. Bütün zengin çevre orada olacak. Çocuğun gözü açılsın biraz. Tanısın çevresindeki iş insanlarını. Yerime geçince ihtiyacı olacak.” Evin hanımı sözü uzatmak istemedi. Kocasına laf anlatamayacağını biliyordu. Yıllardır hiç değişmemişti huyu. Hep bildiğini okur, karşısındakini daima küçümserdi. Yetişme tarzından dolayı, kendi yanlış fikirlerini başkasının doğrularından evla görürdü. “Bir gün düzelir belki” diye sabretmiş ve gizli gizli yakarmıştı Rabbine. Biliyordu ki dualarını açıktan yapsa, kocası ona da müsaade etmezdi. Kibirliydi adam, dine karşı mesafeliydi. Nuh der; peygamber demezdi. Arabaya binip çıktılar nihayet. Kar, onların hareket saatini bekliyormuş gibi ilk tanelerini serpiştirmeye başladı. Gökyüzü farklıydı bugün. Yer yer aydınlık sızdıran sarmal bulutlar giderek örtüyordu her yeri. Haşin ve tehditkârdı manzara. Boğazı yutan sis deryası, nehir gibi akıyordu ara sokaklara doğru. Gökten gazap ve kasavet iniyordu sanki. __Beyaz taneler hızını arttırıyordu peyderpey. Yağış yoğunlaştıkça dışarıdaki hayat yavaşlıyordu. Çok geçmeden değişmeye başladı şehrin
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
BİR KİMLİK VAKASI "Sevgili dostum," dedi Sherlock Holmes, Baker Sokağı'ndaki evde ateşin karşısında otururken, "hayat, insan aklının düşünebileceğinden çok daha gariptir. İnsan, gerçekte sıradan denen şeyleri çoğu zaman hayal bile edemez. Eğer şu pencereden el ele uçup, bu büyük şehrin üzerinde dolaşarak çatıları hafifçe kaldırıp aşağıda olan garipliklere, sıradışı tesadüflere, planlara, niyetlere ve nesilden nesle süren olaylar zincirine bakabilseydik, aslında doğası gereği sıradan ve önceden tahmin edilebilir olan insan ürünü eserlerinin hepsi, yararsız ve donuk bir hal alırdı." "Bilmiyorum, açıkçası emin değilim," diye cevap verdim. "Gazetelerde gördüğümüz bütün olaylar, doğal olarak, oldukça çıplak ve kaba geliyor bana. Polis raporlarıysa aşırı derecede realizm yüklü, ama yine de sonuç, kabul etmeliyiz ki, ne fantastik, ne de sanatsal." "Gerçekçi bir etki yaratabilmek için belli şeyleri ayıklayabilmek gerekir," dedi Holmes. "Bir polis memuru tatsız ve kuru ifadeler üzerinde dururken, bir gözlemci, meselenin özünü oluşturan ayrıntılara bakar. Buna göre, sıradan olandan daha olağanüstü bir şey yoktur." Gülümsedim ve kafamı salladım. "Neden böyle düşündüğünü anlayabiliyorum," dedim. "Üç ayrı kıtaya dağılmış, çaresiz kalan herkese yardımda ve tavsiyede bulunan senin gibi birinin sürekli olarak garip ve şaşırtıcı olaylarla karşılaşması doğaldır. Ama şuraya bak," - sabah gazetesini aldım yerden - "şimdi küçük bir test yapalım. Karşıma çıkan ilk başlık şöyle: 'Bir kocanın acımasızlığı'-. Altında yarım sütun haber var ama okumama gerek kalmadan ne kadar tanıdık bir mesele olduğunu gayet iyi biliyorum. Her zamanki gibi başka bir kadın, alkol, itişme, kavga, yaralama, sevecen kız kardeş veya ev sahibesi vardır mutlaka. En kötü yazar bile böylesini yazmazdı." "Aslında