"Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür."
Bilim-kurgu Edebiyatı krallığının taht koltuğunda olduğu sayılan, okurken içine çekileceğiniz bir dünyaya sahip olan kitaptan bahsedeceğim, Dune'dan, ama önce ufak bir bilim-kurgu nedir ne değildir bakınalım istiyorum çünkü arada ben bu tür neydi diye oturup tavanımı izliyorum.
Bilim-kurgu... Aslında adından da bazı sonuçlara varabiliriz, çünkü bilim kurgu bizim gelecek hayallerimizden oluşmaktadır. Yani yakın veya uzak geleceğe dair öykülerin şimdiki zamanda sadece hayal olarak kurduğumuz şeyleri içine alarak uzaydan tutun da aklınıza gelebilecek her şeyi içerir. Açıkcası bilim kurgu için yapılan tanımlar arasında ben Lester Del Rey'in sözlerine katılıyorum, Lester Del Rey demiş ki: "Sadık bir hayranı bile bilimkurgunun ne olduğunu açıklamakta zorlanır, tam ve tatminkar bir açıklamasının olmaması ise bilimkurgunun kolayca tanımlanabilecek sınırlarının olmamasındandır."
Aynen böyleyim ben de...
Ve Dune! Dune'u okurken bazen kitabı ısıracaktım bazen de kitabı duvara fırlatacaktım. Çünkü bazen öyle yerler oluyordu ki anlamakta zorlanıyordunuz, tam kitabı elinizden bırakacakken de meraktan bir satır daha okuyayım okuyayım derken bir bakmışsınız su içer gibi okuyacağınız kısımlara gelmişsiniz.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim, kitaba ilk başladığınızda çok garip hissediyorsunuz çünkü hem bilmediğiniz çok kelime var hem de dünyanın kendine özgü o kadar çok kelimesi var ki bunlara odaklanmak ilk elli sayfada epey zor oluyor ama bir süre sonra şelaleden akan suların hızı gibi dünyaya girivermişsiniz...
Biraz da konusundan bahsedeyim, Harkonnen ailesinin sadece belli bir süreliğine yönetilmesine karar kılınan Dune yani Çöl Gezegenini yönetecek hanedan artık Atreides hanedanıdır. Ve öykümüz