M.B.
muazzam bir ihtimalsin. gökyüzüne dokunmak gibi. tüm maviliklerin sahibi olmak gibi. hani nasıl desem, "mutlu olmak" gibi Cahit Zarifoğlu
M.B.
"bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi" Cahit Zarifoğlu
Reklam
Devamı: Hassas İçerik + 18
Aileden birinin tanıdığıymış tamam mı, hocanın üçüncü gözü açık sanıyorlar ama meğersem musallatlısı var ve bilgi alış- verişi yapıyorlar. Benim bu tarz insanlarla ya da işlerle alakam olmaz. Bir ara yorgun, bitkin ve sürekli hasta olduğum için nenem aradı "Senin için şeyh getirdik, gel seni okusun." dedi. Emrivaki de sevmem ve içim direkt huzursuz oldu ama ilçe değiştirmiş olduğu için ayıp olmasın ve de enerjisini ölçmek için gittim. Hoş, sonrasında nenemleri azarlamak için de gittim. O zaman perçem kestirmiştim e tabi, üçüncü gözüm tam görünmüyor. İçeri girdim, selamlaştım. Adama dönüp merhaba deyip oturdum. Öyle ağır enerji geldi ki el sıkışma dahi istemedim. Ve birine ben şeyh mevkisini layık görmemişsem istediği kadar şeyh olsun, saygım olmaz, ilgim de, sorum da, cevabım da. Direkt 1-2 m' lik mesafeden kahkülüme uzanır gibi oldu ben kendimi hem geri çektim hem de tip tip baktım. Aile temasını bile sevmezken sen kim köpek, saçıma dokunma girişiminde bulunuyorsun? Hem izinsiz hem de sebep söylemiyor. O zamanlar bu alanlarda yeniydim ama kişinin rızasının alınmasının esas olduğunu biliyorum. "Bakmam için alnınızı tam görmem lazım." dedi. "Anlamadım, neye bakmanız için? Ne alaka?" dedim. Ama her an küfür edip adamın suratına dalacak gibiyim. Sonrasında da "İzinsiz saçıma da olsa dokunmayın. O eliniz benim yakınıma o şekilde yaklaşmasın." derken içimden de "Allahım bu ne yapıyor ya da ne yapacak bilmiyorum, alanımı gizle. Görmesini reddediyorum." vs. deyip adama da "Ne yapılacağını ya da nasıl yapılacağını geçtim, izin dahi almadan neye başladınız? Bu ne kadar Allah rızası için oldu?" demiştim. Bozuntuya vermedi. Bir şeyler söyledi o an pozitif dahi olsa ne demiş olursa olsun kulak asmayacaktım. Sonradan öğrendik ki okumayı yapan musallatı, ona da muska gibi şeyler
Duygu ve Düşünce

Asra Zifir

@Kara_Orumcek_Zambagi
·
Enerji Çalışmalarında- Uyanış Kurslarında DİKKAT! +18
O alanlarla sıfırken direkt kurslardan başlamayın. Hocanın geçmişini -eğitim süreçlerini, eğitimlerini vs.- bilmeden ders almayın. Sizden çalışmalar için izin istendiğinde açık ve net şekilde izin verin: "Sadece bu bilmem ne çalışması için izin veriyorum." ile "İzin veriyorum." hiç aynı şey değil. Güzel alanlar ve bilinç olmasına rağmen bilinçsizlik çok fazla. Şifa ya da bilgi sağlayayım derken musallatlanırsınız ve direkt farkında da olmazsınız. Özellikle para verdiğiniz konserlere dahi dikkat etmeniz lazım: Özgür irade yasası var ve siz para verince oradan almaya gönüllü hale geliyorsunuz. Katılım için belirlenen ücretse ücreti sağlayınca bilerek ya da bilmeyerek katılmış oluyorsunuz... O yüzden yavaş ama emin adımlarla gidin. Hakikati bulayım derken belanızı bulmayın. En çok çocuklara dikkat edin: Korku halinde olanlara, soyutlanmış olanlara, üzgün- acılı olanlara, tembelken birden başarılı olanlara, biriyle konuştuğunu -soru/ cevap- söyleyenlere, canlı ve kıpır kıpırken birden sessizleşip melankoli hâle girenlere... Onlar tam ne olduğunu anlar ya da anlamaz ama siz anlamak zorundasınız. Bazıları çocukluktan yetişkinliğe kadar fark etmemiş veya fark ettirilmemiş oluyor. Bazılarına ise birkaç hafta sonra dahi ya kendini ya da çevresindekileri oldürtüyorlar: Tesir gücüne bağlı. Kapanık oluyor, soğukluk hissetmeye başlıyor, uyuyamıyor, karanlığa çekiliyor, simsiyah giyinmeye başlıyor, bir anda mutlu bir anda suratsız oluyor, Kuran okuyup sevinç gözyaşı akıtırken çocuk ama delirmiş çocuk aklına benziyornsonralarda asla tahammül edemiyorlar ne insanlarla görüşmeye, ne gülmeye, ne sirke kokusuna vs. öfke patlamaları, saldırganlaşma, bakışları ve yüzü tuhaf vs. oluyor. O hayattan koptuğunda ya da kopardığında çok geç oluyor. Türbeye almışlardı içine girmedi. Hocalardan
Duygu ve Düşünce
M.B.
"ben senin bir kimsenim, sensin esin. buna inandım uyudum, uyandım bununla durdum." Birhan Keskin
TRAJİK BİR OYUN
Kelimeler üzerinden Egzistansiyalist oyunlar oynuyorum; beceriksizce bir oyun bu. Bir başlangıcı yok, bir sonu yok... Zorlama bir oyun bu, anlamlandırılmaya zorlanmış bir oyun. "Ruhumun en ücra köşelerinde kapanan kapıların sesi duyulmaz prangalı kulaklarda." "Azalıyor giderek yankısı yalnızlığımın." "Merakın bilinmezliğinde karanlığa saplanıyor gerçekliğim," diye uzun, karmaşık tamlamaların olduğu kıymetsiz bir oyun; çocuklara alay konusu olacak bir oyun... Oyuna bir isim bulamıyor zihnim, yalnızca hissediyor karmaşasını. Oğuz Atay da belki gülerdi bu kıymetsiz oyuna. Gülseydi, iki çift boynu bükük lafım olurdu ona: "Oğuz abi, ben senin gibi tehlikeli oyunlar oynayamadım. Korkum büyüdü içimde. Çocukların bile daha cesur oynadığı bu çağda, ben korkakça oyunlara giriştim; elime yüzüme bulaştırdım. Ama Oğuz abi, hayatın oyun olduğunu ve her oyuncunun oynarken afalladığını sen de düşünmez misin?" derdim. Sürrealist, Egzistansiyalist gibi "baba" kelimeler kendi çatısı altında barındırmayacaktır sözcüklerimi, ona şüphem yok. Fakat çabam yanında (yanınızda) kıymetli olsun isterim. Yürümeyi yeni öğreniyor kelimelerim... Sabret zihnim! Oğuz abiyi de anlamadılar belki, belki seni de anlamayacaklar. Mesele bu değildi ki hiçbir zaman; mesele senin kendini bilmendi.
HARF MAHZENİ
Yalnızca ruhun seyrettiği bir hüzün manzarası vardı karşısında. Öyle bir kederdi ki bu, gözle görülmezdi; ne bir fotoğrafa sığar ne de kelimelere tam olarak dökülebilirdi. Dışarıdan bakanlar her şeyi yerli yerinde sanırken, içinde sessiz bir yıkım sürüyordu. Hatıralar, terk edilmiş evler gibi birer birer karşısına dizilmiş; her biri kendi sessizliğiyle canını acıtıyordu. Karşısındaki manzara bir hüzün değildi sadece; yarım kalmış duaların, geç kalmış vedaların ve bir daha geri dönmeyecek günlerin gölgesiydi. Ve o gölgenin altında, yalnızca ruhun görebildiği bir yalnızlık oturuyordu.B.M.
Reklam
Reklam