Düşünceyi eylemden, bâtını zâhirden (içi dıştan) ayırmak, birlik ve bütünlük dini İslâm'a ters düşer. O yüzden tasavvuf, Müslüman derûnîliğinin, maneviyatının ve ruhaniyetinin öz be öz İslâmî bir şeklidir. Asıl gayesi de, insanı kendi manevî merkezinden uzaklaştıran nefsin her türlü heveskâr arzularına karşı derûnî mücadele demek olan büyük cihad ile, birlik ve bütünlük içinde bir İslâm topluluğu gerçekleştirmek için bu topluluğu ilâhî Kanun'a odaklanmaktan alıkoyacak her türlü putataparlık, iktidar, servet, sahte bilgi veya sahte ilâhlara karşı durma eylemi demek olan küçük cihad arasında bir denge kurmaktır.