Puan vermedi·416 syf.·
2026 14. kitabı
Konusu çok farklı ve ilgi çekici olmasına rağmen beni içine bir türlü çekemedi maalesef. Çok ağır başlayan kitaplar genelde sonradan akmaya başlar ama yazarın tarzından mıdır bilemiyorum bu defa öyle olmadı. Çok sevemedim.
1793 Kurt ve BekçiNiklas Natt Och Dag · Doğan Kitap · 202061 okunma
our wings are burning
5/10
·144 syf.·
2026 25. kitabı
kuytu bir girdapta kaybolmuş benlik: ölümcül hastalık umutsuzluk umutsuzluğun benliğe etkisi, ben'in kendinden kaçmak ve kendi olma istenciyle ortaya çıkan bireysellikler konularında felsefi bir anlatıma sahip olan metin maalesef ki inanç merkezinde sınırlanıyor kierkegaard'a göre umutsuzluk kavramından kurtulmak tanrı ile bütünleşme gerektirir bu bütünleşme insana "inanç" adı altında bir dayanak sunar, sonsuz bir karadeliğe düşmesini engeller ve benliğin kendini bu karadelik duygusundan kurtarmasını da inanç istenciyle birlikte yorumlar fakat bu düşünce sistemi hristiyanlığı tahtta koyup diğer varoluş biçimlerini tek düzeliğe itmesinden dolayı benlik arayışı yönünde hayal kırıklığı yarattı ki bir felsefi metnin bir kişiye veya dogmaya tamamen bağlanması onun felsefi düşünce sistemine ve bir o kadar filozofun potansiyeline de zarar vermekte ve bu söylemim filozofun insan varlığı tanımını küçümsemek için değil her kapının tek bir noktaya çıkmasını reddettiğim içindir eleştirilerin altında felsefi metni tamamen küçümseyecek değilim umutsuzluk–benlik çözümlemeleri etkileyici olmakla birlikte çözümleri kısıtlayıcı ve kuşku vericidir bu yüzden varoluş felsefesinde gerekli bir yeri olmuştur tıpkı iki çelişkinin düşünce sistemini bulandırarak yönlendirici etkisi gibi... Soren Kierkegaard Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
1000Kitap
Ölümcül Hastalık UmutsuzlukSoren Kierkegaard · Doğu Batı Yayınları · 20211,303 okunma
Reklam
2/10
·104 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:34
Çok sevdiği vişne bahçesini borçları yüzünden satmak zorunda kalan ailenin üzüntüsünü anlatan bir eser. Duygusal diyebiliriz. Tiyatro eseri. Oldukça kısa, açık ve anlaşılır. Hatta kitap okumaktan daha çok kendimi bir tiyatro izler gibi hissettim. Ama beğendim mi? Maalesef hayır. Bu tür eser ilk kez okudum ve açıkçası çok sıkıldım. Olay Rusya’da geçiyor. Özellikle karakter isimleri çok karıştı. İlk sayfada isimler ve kim olduğu söylenmiş, sürekli o sayfaya dönüp bu kimdi şu kimdi diye baktım. Tavsiye değildir. Yine de incelememi kitaptan beğendiğim bir sözle bitireyim “ Ne yaparsan yap öleceksin.”
Vişne BahçesiAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,2bin okunma
Puan vermedi
Başımıza gelmediği müddetçe bir hastalığa yakalananların neler çektiğini hissettiğini anlayamıyoruz. Toplum olarak en büyük eksiklikliğimiz empati yeteneğimiz.Benim için zor bir okuma olduğu kesin hele ki babamı 2 yıl önce kanserden kaybetmişken. Kitabı elime alır almaz hastane koridorlarına döndüm neler yaşandı nasıl bir süreçten geçtik. Yazar ile her aşamayı tek tek yeniden yaşadım. Bizim kayıpla sonuçlandı maalesef. Yazarımız hastalığı yenmiş işte kitap burda çok güzel ayrıntılara girmiş bu hastalıkta moralin nasıl iyileştirici bir gücü olduğunu, bir komutan edası ile önce kendi içinde nasıl savaş açman gerektiğini tek tek anlatmış. Ve daha yanında dikkat edilmesi gereken bir sürü detayı. Benim babamda ve hastane sürecinde hastalarda gördüğüm en büyük yıkım yaşamaya dair umutlarının olmaması ve birbirlerini demoralize etmeleriydi . Buraya gelenin sonu mezarlık diye konuşurdu herkes. Çabalamayı bırakmışlardı. Ve çogu hasta o serviste maalesef babam gibi vefat etti. Bu kitap hastalıkla baş etmede nasıl bir yol izlenmesi gerekir çok güzel anlatmış. Bence hastanelerdeki tüm kanser bölümlerine hediye olarak götürülmeli. Başaran yenen üstesinden gelen insanların bunu nasıl yaptıklarını anlamaları için. Lütfen alın okuyun başımıza gelmez demeyin... Lösemiliydim Doğan Ülkü Dadaşoğlu
1000Kitap
LösemiliydimDoğan Ülkü Dadaşoğlu · Luna Yayınları · 20245 okunma
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Puan vermedi
"Kitabı kapağına göre yargılamayın" sözünün ne kadar doğru olduğunu acı bir deneyimle öğrenmiş bulunmaktayım. Kitapçıda sırf o rüya gibi, cezbedici kapak tasarımına aldanıp büyük umutlarla aldığım bu eser, maalesef elimden düşüremediğim değil, bitirmek için kendimi fena halde zorladığım bir zaman hırsızına dönüştü. Kitabın en büyük problemi, okuyucuyu sürekli bir belirsizliğin içine fırlatması. Tam "Galiba konuyu yakaladım, güzel bir yere gidiyor" dediğiniz anda, yazar daldan dala atlıyor ve kendinizi bambaşka, kopuk bir sayfanın içinde buluyorsunuz. "Az önce konu bu değil miydi, şimdi neredeyiz?" sorusu kitabın sonuna kadar kafamı kurcalayıp durdu. Anlatımdaki bu aşırı dağınıklık, ne yazık ki okuma keyfini tamamen baltalıyor ve kurguyu anlamsızlaştırıyor.
Marvellous Ways'in Bir YılıSarah Winman · Yabancı Yayınları · 202213 okunma
Reklam
Reklam