İnsan içi azaldıkça geçmişe sığınır, ama geçmiş herkes için aynı zenginlikte olmayabilir. Yıllar öncesinden birinin hatırlattıkları, içinizi azaltıp yoksullaştırabilir.
Ördüğümüz duvarın yorgunluğuyla arkasına sinip çöktüğümüz kendi güvenli bölgemizde, ötekinin atlayıp buraya gelmesini ya da tamamen çekip gitmesini bekliyorduk. Bazı hikayelerin başlamaması için bir an önce bitmeleri gerekiyordu.
Peki neyin hayalini kuruyor bizim çocuklarımız?
Kendilerini kısa yoldan şöhret kılacak ve amaç için her şeyin meşru olduğu kestirme yolların! Sonu gelmeyen tüketim dolanbacında çılgınca savrulmanın!
Nasıl ifade ediyorlar kendilerini? Birtakım işaretlerle, kısaltmalarla, melez ve aksanlı laf kırıntılarıyla…
Çünkü sözcükleri yok, cümleleri yok ve galiba bize anlatmak istedikleri bir hayalleri de yok!